Doğum yapma yaşı artarken, doğum oranları azalıyor

Doğum yapma yaşı artarken, doğum oranları azalıyor

Dünyadaki insan nüfusu 1960’lardan bu yana azalma eğiliminde. Bunun en büyük sebeplerinden biri doğum oranlarının düşmesi. Tabii bunda kadınların ileri yaşta çocuk sahibi olmasının da büyük etkisi var. 35 yaşından sonra çocuk sahibi olmak, getirdiği risklerin yanında sahip olunan çocuk sayısının da azalması anlamına geliyor. 

Dünya nüfusu 20. yüzyıl boyunca yüzde 400'den fazla bir artış gösterdikten sonra, nüfus artışı önemli ölçüde yavaşladı. Dünya nüfusu artış hızı 1960'ların sonlarında en yüksek seviyeye ulaştı ve o tarihten bu yana azalıyor. Küresel ortalama doğurganlık oranı, 1960'ların sonuna kadar kadın başına beş çocuktu ve o zamandan beri yarı yarıya azaldı. Küresel ortalama doğurganlık oranı bugün bir kadın için 2,5 çocuğun altında. 2045-2050 yılları arasında bu oranın 2,2’ye düşeceği tahmin ediliyor.

İdeal doğum yaşı 20’lerin sonu

Doğan çocuk sayısının azalmasının yanı sıra kadınların doğum yaşının artması da dikkat çekiyor. Yaş ilerledikçe doğurganlık azalıyor. Uzmanlar, hamile kalmak için en iyi zamanın, 20'li yaşların sonları ile 30'ların başları arasında olduğunu söylüyor. Bu yaş aralığı hem kadın için hem de bebek için en sağlıklı sonuçların alındığı dönem olarak nitelendiriliyor. Hatta ilk çocuğu doğurmak için ideal yaşın 30,5 olarak belirlendiği çalışmalar da mevcut.

Diğer yandan doğurganlık, yaklaşık 32 yaşında yavaş yavaş azalmaya başlıyor ve 35-37 yaş arasında hızlı bir düşüşe geçiyor. 2012 yılında doğum yapma ve rahim kanseri arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırma 40 yaş ve üzerinde bulunan ilk veya son çocuklarını doğurmuş kadınların, rahim kanserine yakalanma olasılığının hiç doğum yapmamış kadınlara göre daha düşük olduğunu ileri sürüyor.

35 yaş sonrası gebeliklerde artan riskler

anne ve bebek
35 yaşından sonra yaşanan hamileliklerde çeşitli riskler ortaya çıkıyor.

Ekonomik sebepler, eğitim seviyesinin artması, tıp teknolojilerinin gelişmesi gibi nedenlerle kadınların çocuk doğurma yaşı giderek artarken 35 yaşından sonra yaşanan hamileliklerde çeşitli riskler ortaya çıkıyor. Diyabet, yüksek tansiyon hastalığı, düşük, erken ve ölü doğum, doğum sonrası ağır kanama, düşük bebek ağırlığı, down sendromu gibi kromozomal anomaliler öne çıkan ve artan riskler arasında yer alıyor.

Yumurtalıklar beş yıllığına donduruluyor

Bu risklerle karşı karşıya kalmamak için çeşitli yöntemler geliştiriliyor. Bunlardan biri de 35 yaşından önce yumurtalık dondurma işlemi. Çocuk doğurma yaşı arttıkça yumurtalık dondurma işlemleri de artıyor.

Bir kadın yumurtalarını 35 yaşından önce dondurursa, hamile kalma şansını ve sağlıklı çocuk sahibi olma şansını yüzde 50 artırıyor. Bu oran 40 yaşından sonra yüzde 9’un altına düşüyor. İleri yaşlarda çocuk sahibi olmak isteyen ve sorunlarla karşılaşan çiftlerin başvurduğu doğurganlık tekniklerinden biri de tüp bebek. Tüp bebek yönteminde ikiz, üçüz çocuk sahibi olma olasılığı yüksek.İleri yaşta ikinci, üçüncü ve fazlası gebeliklerde hem hamilelik dönemi hem de doğum, giderek zorlaşıyor.

Türkiye’de 2014 Eylül ayından beri sadece kanser gibi zorunlu haller dışında erken menopoz riski olan kadınlar ve henüz bekâr olan erkekler “sperm ve yumurta dondurma” işleminden faydalanabiliyor. Mevzuat gereği yumurta ve spermler beş yıl saklanıyor, beş yıldan sonra ise Sağlık Bakanlığı ile yazılı iletişim kurularak bu süre uzatılabiliyor.

Dünya nüfusunu artıracak dokuz ülke

nüfus
2050 yılına kadar toplamda dünya nüfusunun 9,7 milyara ulaşması bekleniyor.

Peki, çocuk sahibi olmada değişen bu anlayış dünya nüfusunu nasıl etkileyecek? 2050 yılına kadar toplamda dünya nüfusunun 9,7 milyara ulaşması bekleniyor. 2017'den 2050'ye kadar Hindistan, Nijerya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Pakistan, Etiyopya, Tanzanya, Amerika Birleşik Devletleri, Uganda ve Endonezya’nın dünyanın öngörülen nüfus artışının yarısını oluşturması bekleniyor. Ukrayna, İrlanda, İspanya gibi ülkelerde ise doğum artışı en az ülkeler olarak tahmin ediliyor. Sırasıyla Afrika, Okyanusya, Orta ve Güney Amerika, Asya ve Kuzey Amerika’da nüfus artışları beklenirken sadece Avrupa kıtasında yüzde 2’lik bir azalma öngörülüyor.

Çocuk doğurma yaşı giderek artmaya devam ederken dünya nüfusunun da düzenli bir artış göstermeyeceği iddiaları gündemde. Onlarca yıl önce, aşırı nüfustan kaynaklanan potansiyel bir küresel felaket konusunda uyarıda bulunan Norveçli bir akademisyen, fikrini değiştirerek “Dünya nüfusu asla dokuz milyar insana ulaşamayacak. 2040'ta 8 milyarda zirve yapacak ve sonra düşecek” dedi.

Benzer şekilde, Viyana Uluslararası Uygulamalı Sistem Analizi Enstitüsü'nden Profesör Wolfgang Lutz ve arkadaşları olan insan nüfusunun yüzyıl ortası itibariyle istikrar kazanacağını ve daha sonra düşüşe geçeceğini tahmin ediyor. Deutsche Bank’ın bir raporunda 2055 yılında 8,7 milyarda zirve yapan ve yüzyılın sonuna kadar 8 milyara düşen dünya nüfusu öngörülüyor.