Parfüm, Kitaplar ve Murakami

Parfüm, Kitaplar ve Murakami

İlk olarak sanırım Murakami’nin 1Q84 kitabını okurken bu mesele aklıma girdi. Parfümle kitapların birlikteliği, beraberliği. Ancak bu fikrin oluşmasına neden olan malzemeyi bir havalimanında oluşturduğumdan eminim. Uçağa yetişmek için koşuşturmayı hiç sevmem. Mümkün olduğu kadar erken yola çıkar ve alana beklenenin en az 1 saat öncesinde ulaşmaya bakarım. Etrafı izlerim, kitap okurum, teras benzeri bir alan varsa kahve-sigara ikilisine takılırım. Eğer uçuşum yurtdışına ise o zaman daha da erken gitmeye çalışırım çünkü free-shop alanında bulunan parfüm reyonlarını uzun uzun gezmek en az uçuş kadar keyif aldığım bir olaydır. Yaklaşık 8-9 yıldır parfüm konusunu ileri düzeyde bir hobi haline getirmiş durumdayım. Koleksiyonum 350 civarında parfümden oluşuyor ve bunlar genellikle her yerde bulunan parfümler değil. Kısacası bende ciddi bir ilgi alanı oldu. Düzenli gittiğim mağazalar var ancak yeni çıkan parfümler ve boş zamanımda geziyor olmam havalimanlarını bu anlamda benim için son derece keyifli hale getiriyor. İlk aşamada satış temsilcilerini beni yalnız bırakmaları için kibar bir şekilde püskürtürüm, “Efendim, ben yalnız olarak parfümlere bakmak istiyorum. Ancak bilmediğim ve merak ettiğim bir konu olduğunda hemen size seslenirim” diyerek kokuların arasına dalarım. Önce hiçbir parfümü sıkmadan tüm reyonları gezerim. En merak ettiğim ya da orada almak istediğim parfümleri saptadıktan sonra sağ ve sol el üstüm, her iki kolumun orta kısmına toplamda 4 parfümü sıkarım. Bu arada gezmeye devam ederim. Eğer yarım saat sonra da halen çok hoşuma giden bir parfüm varsa onu alırım. Değilse koku kaybolana kadar koklamaya devam ederim. 4 parfüm dışında merak ettiklerimi ise reyonlarda bulunan deneme kağıtlarına sıkıp, alt taraflarına parfümün adını yazıp, yanımda bulunan kitabın arasına atarım. Kitap arasında koku biraz değişir ve sayfalara sinerek zayıflar ancak bazıları kitap sayfasına yayıldığı için daha da bağıran bir forma bürünür. Bu şekilde bazı kokuların 1 hafta sonra bile kendini gösterdiğini tecrübe etmişimdir. 

Haruki Murakami
Haruki Murakami'nin başyapıtı 1Q84 üç ayrı kitap olarak okurlarla buluşuyor

Murakami’nin 1Q84 kitabı bir süre sadece çantamda, masamda, arabamda benimle dolaştı. Dev kitaba başlamak için hep uygun bir zaman bekledim. Murakami’nin kitaplarının içine girebilmek, daha fazla keyif alabilm-ek için kitaptan büyük parçalar okumak gerektiğini düşünürüm. Yani 20 sayfa okuyup devamını bir başka güne bırakarak bu muhteşem kitaplardan keyif almak biraz zor. Okuduğunuz sadece bir konu ve olaylar zinciri değil. Konu ve olayların içinde gerçekleştiği atmosferin, sahnenin ve duygunun içine girmek için sessiz ve uzun okumalar istiyor. 1Q84’ten ilk büyük parçayı bir pazar günü evin balkonunda kopardım. Hafif bir sabah serinliği, henüz rahatsız edebilme açısına sahip olmayan güneş, kaynar su ile iyice ısıtılmış bardağın içine doldurduğum, harika ve biraz buruk kokusu ile özel harmanım kahve rahat sandalyeme kurulmuştum.

Kısacası okuma için son derece uygun bir ortamda 1Q84’ü okumaya başladım. Keyifli gidiyordu, kahvem bitmiş, 3-4 sigara dumanı havaya karışmış ve benim merakım rayına oturmuş ilerliyordu. Sanırım 70-80 sayfa geride kaldığında kitaptan burnuma güzel kokular gelmeye başladı. Sonunda sayfayı çevirdiğimde kitabın cilt kısmına yakın bir yere sıkışmış olan parfüm deneme kâğıdı karşıma çıktı. Alt tarafında Amouage – Interlude yazıyordu. Amouage markasının oldukça sert ve yoğun parfümlerinden birisi. Meraklıları o yoğun ve sanki ud-reçine (çavşır)-tütsü- kombosu haline bayılıyor. Ben ise defalarca denememe rağmen sevemedim ve hep elimden çıkardım. Ancak kitabın içinde beklediği için son derece farklı bir hale gelmişti. Deri biraz daha ön plana çıkmış ve tütsü ile baş başa kalmıştı. Kitap ilerledikçe bu şekilde 7-8 parfüm kâğıdı daha karşıma çıktı. Kitabın sayfalarını burnuma yakın bir şekilde tutup, başparmağım ile kıvırıp serbest bıraktığımda aslında kitabı bilmeden parfüme buladığımı gördüm. Açıkçası çok hoşuma gitti. Böylece kitap ve parfüm ikilisini birlikte kullanmaya, ikisinden aldığım keyfi birleştirmek gibi bir noktaya geldim. Kitaplarla, parfümlerin ortak bir noktası var. Her ikisi de zihnimizde bambaşka dünyaları oluşturma, gösterme, hissettirme gücüne sahip. Kitaplarda bunun aracı kelimeler, parfümde ise notalar ve onların uyumlu şekilde harmanlanmış hali. Her ikisi birleştiğinde ise daha güçlü bir vurgu yapabilirler diye düşündüm ve sonraki denemelerimde yanılmadım. Bunun için 3 farklı yöntem denedim. Önce ilk bölümlerini okuduğum kitaplara koleksiyonumdan bir parfüm seçtim ve sayfalarına sıktım. Okumaya öyle devam ettim. Diğerinde daha önde okuduğum kitaplara parfüm yakıştırmaya çalıştım. Sonuncu olarak ise konusunu-özetini okuduğum kitaplara parfüm seçtim. Aslında az çok hepsinden keyif aldım. Hemen hemen tüm kitaplarda karakterleri en iyi hangi parfümün temsil edeceğini düşündüm, onlara parfüm seçtim.

Böylece kitap-parfüm ilişkilendirmek bende keyifli yeni bir hobi oldu. Bundan sonraki sayılarda yine kitap-parfüm ve kitaptaki bazı karakterlere yakıştırdığım parfümleri yazacağım. Umarım sizde keyif alırsınız. Aslında böylece hem parfümleri daha yakından tanıyacağız hem de o birbirinden güzel kokuların zihnimizde nerelere kadar gittiğini birlikte göreceğiz.

1Q84 – TM Tuscan Leather

 Tuscan Leather Parfüm
Bence 1Q84 ile Tom Ford Tuscan Leather oldukça uyumlu bir ikili. 1Q84 ün anlattığı ve olayların birbiri içine geçtiği paralel evrenleri Tuscan Leather iyi anlatıyor. Deri ve süet arasındaki geçişler, ikili ilişkilerin o masumane tarafını yansıtan hafif tatlılık ve arka planda dönen ve insanı ürküten, roman kahramanlarına hayatı dar eden kara olayları yansıtan odunsu-safran karışımı. Kitap her ne kadar bir kurgu dahi olsa yaratılan atmosfer karakterlerin kendi dünyaları bu sayfalara biraz oturaklı, çok sıcak günler dışında kendini belirgin şekilde gösterecek bir parfümü hak ediyor. Aslında hangi motivasyon ile okuyorsanız bu parfüm biraz değişkenlik gösterebilir. Ancak içinde kesinlikle tütsü ve deri şart. Tütsü biraz mistik hava katıyor, deri ise bunu derleyip toparlayıp daha güçlü hale getiriyor. 
Black Afgano Parfüm
Kitabın ana karakterlerinden Aomame ise işlediği cinayetler, bir karakter olarak yarattığı hava ile bence Hermes , Hermessence Cuir d’Ange kullanmalı. Cuir d’Ange’nin büyük bir nezaket ile taşıdığı deri notası bu karakterin hayatını yansıtıyor. Aynı zamanda çiçeksi havası ile kadınsı havayı eksik etmiyor. Kitapta olayların aslında etrafında döndüğü öğretmen Tengo ise muhtemelen gerçek hayatta olsaydı, One Million, Spice Bomb, Eros gibi, bir parfüm mağazasına girdiğinde hemen kendisine tavsiye edilecek ve itiraz etmeden alacağı parfümleri kullanırdı. Ancak Tengo karakterinin içine dikkatlice baktığımızda hep bir eksiklik, bir eziklik hissi içinde olduğunu görüyorum. Mevcut hayatı kabullenmiş ama başka hayatları merak eden, rutinle sorunu olmayan ama “diğer” hayatlara hep bir göz ucu ile bakan bir karakter. Benden tavsiye istemiş olsa ona kesinle tüm o kırılgan ve rutin halini gizleyecek ve hatta bir gizem katacak Black Afgano’yu tavsiye ederdim. Güçlü, saatlerce etrafı saran yapısı ile böylesi bir karaktere harika bir kalkan olacaktır. Komatsu bir iş adamı, profesyonel ve birazda kafası karışık bir adam. Bilinmeyen, karanlık yönleri var. Ancak dış dünyaya gösterdiği yüzü ise farklı. O zaman ona temiz ve ferah bir parfüm önermek lazım; Green Irish Tweed.
Green Irish parfüm

Ushikawa ise sevmediğim bir karakter, kötülüğü temsil ediyor. Biraz eskilerde kalmış, hedefi ve işi dışında her şeyi eski olan bir kişilik Aynı zamanda esrarengiz ve korkusuz bir profil. Sanırım onu da en iyi Azzaro pour Homme (1978) temsil edecektir.

Sanırım fark ettiniz, kitaba ve karakterlere uygun bulduğum parfümlerin tamamında deri notası var. Bu nota bende biraz soğuk hava, biraz esrarengiz ortam birazda vahşilik etkisi yaratır. Bu anlamda kitap ve karakterlerle uyumlu olduğunu düşünüyorum. Gelecek aylarda başka kitaplarda ve parfümlerde buluşmak dileğiyle.

Her türlü soru, öneri ve eleştiri için mail yazabilirsiniz; ismail.kizilbay@quicksigorta.com