Yaşlılık da hayata dair

Yaşlılık da hayata dair

Yaşlılık insan hayatının olağan bir evresi olsa da birçok insan tarafından korkulan, ötelenmek isteyen bir zaman dilimi. Uzmanlar bu dönemin kendine has psikolojik ve fiziksel zorluklarının doğru yaklaşımla aşılabileceğini söylüyor.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından rakamsal anlamda “65 yaş ve üstü bireylerin tamamı” olarak tanımlanan “yaşlılık”; kişinin fiziksel ve ruhsal yönden değişip gerilemesi olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, hayatın bu döneminin değişime ve gelişmeye açık olmak, kendini ve sınırlarını tanımaya ve diğerlerini anlamaya çalışmak gibi bir bakış açısıyla çok daha rahat geçirilebileceğini söylüyor. Özetle yaşlılığın yarattığı psikolojik ve fiziksel zorluklar aşılamaz değil.  

Yaş almak mı yaşlanmak mı?

Yaşın ilerlemesiyle birlikte doku ve organlarda oluşan biyolojik yaşlanma kaçınılmaz ancak bilim bu süreci ötelemek için çok çalışıyor. Organ nakli alanında yapılan çalışmalar, yapay organ teknolojisindeki gelişmeler ya da çeşitli ilaçlarla biyolojik yaşlanmaya çare aranıyor. Öte yandan değişen dünya, toplumsal değerler ve kültürel yapı da yaşlılığın, estetik ve güzelliğe yansıması açısından tanımını asırlardır yeniden ve yeniden yaptırıyor. 

Yaşlılık etkilerini azaltmak için en çok kullanılan yöntemlerden biri de botox uygulaması.
Yaşlılık etkilerini azaltmak için en çok kullanılan yöntemlerden biri de botox uygulaması.

Görsel Kaynak: pexels.com

Günümüzün global dünyasının kolaylıkla yarattığı “moda” akımlarının hızla geniş kitlelere yayılması, güzellik tanımını da değiştirebiliyor. Bir yandan yükselen doğallık trendine rağmen zamanımızda yaşlılık izleri, fiziksel görüntüden olabildiğince uzağa konulmaya çalışılıyor. Şimdinin güzellik algısında kırışıklığa, sarkmaya ya da çöküntüye yer yok. Aktif yaşam sürelerinin de uzamasıyla hem iş hayatında hem de gündelik hayatta genç ve modern görünüm önem kazanıyor. Bu noktada “yaşlanma”nın istenmeyen olması, “değişmeden yaş alma”nın ise alkış alan bir başarı olarak kabul görmesi şaşırtıcı değil.

Uzmanlar, güzellik algısı söz konusu olduğunda kadınlar kadar erkeklerin de baskı altında olduğunu söylüyor. Sağlıklı bir güzellik algısı ve kişinin psiko-sosyal durumuna göre kendisinden beklentisi, bu konudaki hedefleri, kişinin kendisiyle ve toplumla uyumu için kabul edilebilir bulunuyor. Ancak bu beklentinin aşırıya kaçması, psikolojik bir baskıya sebep olması ise özgüven sorunlarına yol açabilir. Sorun da burada başlıyor. Bu gibi aşırı durumlarda estetik cerrahi hastalara istediklerini verse dahi özgüven sorununu çözmek için psikolog desteği alınması öneriliyor. 

Üretken, sevebilen, yaşamdan doyum alabilen bir insan için yaşlılık dönemi daha keyifli yaşanabiliyor.
Üretken, sevebilen, yaşamdan doyum alabilen bir insan için yaşlılık dönemi daha keyifli yaşanabiliyor.

Görsel Kaynak: pexels.com

Yaşlılıkta karşılaşılan problemler

TÜİK verilerine göre Türkiye'de “doğuşta beklenen yaşam süresi” 2013-2015 döneminde 78 yıl iken, 2017-2019 döneminde 78,6 yıla yükseldi. Yaşam süresi; 1960'larda ortalama 48 yıldı. Yaşlı nüfusumuz 2015 yılında 6 milyon 495 bin 239 kişi iken son beş yılda bu rakam yüzde 22,5 artarak 2020 yılında 7 milyon 953 bin 555 kişiye ulaştı.

Bu istatistikler rakamların artışını gösterirken, yaşlı bireylerin psikolojisini ortaya koymuyor elbette. Eriksson'un sınıflandırdığı “İnsanın Psikolojik Gelişim Basamakları”na göre yaşlılık döneminde gerçekleşmesi beklenen “bütünlük duygusu” çok önemli. Üretken, sevebilen, yaşamdan doyum alabilen bir insan için bu dönem en verimli dönem olabilecekken o zamana dek tam tersi bir yaşam sürülmüşse işler zorlaşıyor. Bu noktada uzmanlar, yaşlılıkta psikolojiyi bozan ortak nedenleri şöyle sıralıyor:

● Fiziksel hastalıkların fazlalığının hayat kalitesini azaltması

● Duymada ve görmede kayıplar nedeniyle yaşanan zorluklar

● Hareketliliğin azalması nedeniyle bağımsız hareket etmenin zorlaşması

● Yaş itibarıyla etrafta yaşanan ölümlerin artışı, eş ve yakınların kaybı

● Unutkanlık ve bunun neden olduğu psikolojik sorunlar

● Pandeminin de etkisiyle ziyarete gelenlerinin azalması, çocukları ve torunların onlara zaman ayırmaması

● Yalnızlık korkusu

● Çalışamama ya da emekli olma nedeniyle oluşan ekonomik zorluklar

Bu dönemde kişinin zihnini meşgul etmesi önem arz ediyor.
Bu dönemde kişinin zihnini meşgul etmesi önem arz ediyor.

Görsel Kaynak: pexels.com

Yalnızlık korkusu ve emeklilik psikolojisi

Amerika'da yapılan bir araştırma, yaşlıların üçte birinde yalnızlık korkusu olduğunu gösteriyor. Yaşla birlikte gelen bedensel hastalıklar ve fiziksel kısıtlılıklar da kişinin hayatla tek başına mücadele edemeyeceği hissine yol açabilir. Ancak, gençliğinde bir başkasına bağımlı olmadan hayatını idare ettirebilen kişi, yaşlılığın getirdiği zorluklarla da başa çıkabiliyor. Öte yandan, geçmişte de kendi hayatı konusunda başkalarının karar vermesine izin vermiş kişiler, yalnız kalmaktan daha çok korkabiliyor.

İnsanların orta yaş dönemi en verimli zamanları kabul ediliyor. Üretkenlik, mesleki ve sosyal anlamda pozitif ve yüksek bir tempodan söz etmek mümkün bu dönemde. Hemen ardından gelen emeklilik zamanı ise orta yaştaki doyuma göre şekilleniyor. Uzmanlara göre, kişinin ruhsal ve zihinsel gelişimine yaptığı yatırım emeklilik dönemini çok daha rahat geçirmesini sağlayabilir.

Sosyal çevreden kopmamak, açık havada yürüyüş yapmak ve günlük rutinleri takip etmek önemli.
Sosyal çevreden kopmamak, açık havada yürüyüş yapmak ve günlük rutinleri takip etmek önemli.

Görsel Kaynak: pexels.com

Bu dönemde neler yapmalı?

Yaşlılık Psikolojisi (Geropsikoloji), Avrupa’da artan yaşlılık oranları nedeniyle üzerinde çalışma yapılan bir alan. Bir araştırmaya göre 2000 yılında Avrupa'da yaşayan halkın yüzde 15'i 65 yaş ve üstündeyken, 2030 yılında bu oranın yüzde 24'e çıkması bekleniyor. Bu tahmin, ileri yaşlardaki bireylere yönelik çalışmalara ivme kazandırmış. Geropsikoloji, hayat tarzında değişime neden olan tıbbi durumlar, aile ilişkileri, akıl hastalıkları gibi durumlara karşı bireyin uyumuyla ilgileniyor.

Alanın uzmanları bu dönemin verimli, sağlıklı ve mutlu geçirilmesi için bazı önerilerde bulunuyor:

● Gençlik yıllarındaki aktiviteler ve uğraşlar, fiziksel ve ekonomik durum elverdiği müddetçe tekrarlanmalı

● Yemek ve uyku saatlerinin düzenli olması gibi günlük rutinlere bağlı kalınmalı

● Günlük fiziksel aktiviteden kaçınılmamalı. Yürüyüş ve ev işlerini mümkün olduğunca yaşlı bireyin kendisi yapmalı

● Bedensel uğraşlar kadar bulmaca, sudoku, yapboz gibi zihinsel aktiviteleri de canlandıracak uğraşlarla meşgul olunmalı

● Yaşlı birey, sosyal çevresinden kopmamalı. İleri yaşta sosyal iletişim ne kadar çok olursa yaşlı bireyin hayattan zevk alma duygusu o kadar artar

● Pandemi nedeniyle şimdilerde daha kısıtlı olsa da ekonomik ve fiziksel şartlar elverdikçe küçük seyahatler yapılmalı

● Sosyal medya ve internet doğru kullanıldığında yalnızlığı azaltıcı bir yanı da var. Bu alanda kullanımı sağlanmalı

● Mümkün olduğunca toprakla vakit geçirilmeli. Çiçek ekmek, sebze meyve yetiştirmek gibi… Bu gibi faaliyetler hem hareketi artırır hem de zamanı verimli kullanmak ve faydalı olmak açısından iyi hissettirebilir. 

Ülkemizde yaşlı bakımı daha çok evlerde yapılıyor.
Ülkemizde yaşlı bakımı daha çok evlerde yapılıyor.

Görsel Kaynak: pexels.com

Yaşlılıkta bakım ve bakımevleri

Ülkemizde yaşlı bakımı genelde aile içinde evlerde yapılıyor. Gelişmiş ülkelerde ise bakım hizmeti, daha çok kurumlarda veriliyor. Araştırmalara göre her iki yaklaşımın da kendine göre avantajları ve dezavantajları var. Bu iki yaklaşımın arasında köprü olan rehabilitasyon hastaneleri ise yaşlılara tıbbi ve ruhsal destek sağlıyor. Yaşlı rehabilitasyonu ve tedavisi çok yönlü tıbbi çalışmalar içeriyor. Fizyoterapi, beslenme düzeni desteği, psikoterapi gibi hizmetler bir arada veriliyor. Yaşlılar burada rehabilitasyon ekibinin rehberliğinde potansiyellerini artırmayı da öğreniyor.

Yaşlı bakımıyla ilgili olarak doğru yaklaşım için şu basamaklar takip edilebilir:

● Kişi, yaşlılık süreci hakkında doğru bilgilendirilmeli

● Yaşlı hastanın tüm sorunları öncelikleriyle birlikte belirlenmeli

● Hastanın problem çözmesi için motivasyonu sağlanmalı

● Potansiyellerini keşfetmeleri için desteklenmeli

● Sosyal çevreyle ilişkileri artırılmalı