Tatilden döndük ya rutine…

Tatilden döndük ya rutine…

Tatil dönüşünde masamızın başına otursak bile dikkatimizi toplamakta zorlanabilir, basit işleri erteleyebilir veya gün içinde beklediğimizden daha çabuk yorulabiliriz. Çünkü tatil yalnızca mekân değişikliği anlamına gelmemeli. Uyuma ve uyanma saatlerinden yemek düzenine, hareket miktarından günlük sorumluluklara kadar pek çok alışkanlığımız geçici de olsa değişir. Bir de üstüne, eve ve işe döndüğümüzde bütün bu düzenin bir günde eski haline gelmesini beklemek, üzerimizde gereksiz bir baskı oluşturabilir. Üstelik tatil öncesinden kalan işler, okunmamış mesajlar, okul hazırlıkları ve evin ihtiyaçları da aynı anda karşımıza çıkabilir. Bu nedenle dönüşün ilk günlerini bir “performans sınavı” değil, yeniden uyumlanma dönemi olarak görmek gerekir.

İlk hafta geçiş haftası olsun

Tatil dönüşündeki ilk haftaya mümkünse yoğun toplantılar, art arda sosyal programlar yerleştirmemek faydalı olabilir. Ayrıca bu dönemde büyük kararlar da almamak gerekiyor. Her şeyi kısa sürede tamamlamaya çalışmak yerine işleri önem ve aciliyet durumuna göre ayırmak fayda sağlayabilir. Güne uzun bir yapılacaklar listesiyle başlamak yerine tamamlandığında rahatlama sağlayacak üç temel işi sıralamak önemli. Böylece hem zihinsel yükünüz azalır hem de günün sonunda hiçbir şey yapamamış gibi hissetmezsiniz. Bu dönemde programınızda boşluk bırakmak gerçekçi planlama yapmanıza fırsat verir. Çünkü zihnin de tatil temposundan günlük sorumluluklara geçebilmek için zamana ihtiyacı vardır.

Tatil öncesindeki düzeniniz, bugün ihtiyaç duyduğunuz düzenle tamamen aynı olmak zorunda değil.
Tatil öncesindeki düzeniniz, bugün ihtiyaç duyduğunuz düzenle tamamen aynı olmak zorunda değil.

Küçük alışkanlıklar ve küçük hedefler

Rutine dönmek için hayatın bütün alanlarını aynı anda düzenlemeye çalışmayın. Öncelikle günün başlangıcını ve sonunu belirleyen birkaç küçük alışkanlığa odaklanabilirsiniz:

Her gün yaklaşık aynı saatte uyumak ve uyanmak.

Sabah ilk yarım saat içinde gün ışığı almak.

Güne bir bardak suyla başlamak.

Kısa bir yürüyüş veya esneme yapmak.

Çalışmaya başlamadan önce masayı birkaç dakika düzenlemek.

Akşam uyumadan önce ertesi günün üç önceliğini yazmak.

Bu küçük uygulamalar tek başına büyük değişimler gibi görünmeyebilir ancak zihne “gün yeniden bir düzene giriyor” mesajı verir. Alışkanlığın birkaç gün boyunca tekrar edilmesi o alışkanlığın hayata yerleşmesi açısından önemlidir. Bunu şöyle açıklamak daha faydalı olabilir. Örneğin tatilden önce düzenli egzersiz yapıyor, erken kalkıyor veya yoğun bir çalışma programı uyguluyor olabilirsiniz. Dönüşte aynı performansı hemen göstermek zorunda değilsiniz. Bir saatlik spor yerine 15 dakikalık yürüyüş, uzun bir çalışma seansı yerine 25 dakikalık odaklanma süresiyle başlayabilirsiniz. Burada hedefi küçültmek, vazgeçmek anlamına gelmez. Aksine, yeniden başlamayı kolaylaştırır. Çünkü ilk günlerde asıl amaç yüksek performans göstermek değil, devam ettirilebilir bir hareket oluşturmaktır.

Yazarak çalıştığınızda her düşünceyi zihninizde taşımak yerine dışarıda görebilir, gerçekten öncelikli olanları daha kolay seçebilirsiniz.
Yazarak çalıştığınızda her düşünceyi zihninizde taşımak yerine dışarıda görebilir, gerçekten öncelikli olanları daha kolay seçebilirsiniz.

Zihinsel dağınıklığı kâğıda aktarın

Tatil dönüşünde zihnimizi yoran şeylerden biri de ne yapacağımızdan çok, hatırlamamız gerekenlerin sayısıdır. İşler, ödemeler, alışveriş listeleri, randevular ve kişisel hedefler zihinde aynı anda dolaştığında dikkatimizi tek bir noktaya vermek zorlaşabilir. Aklınızdaki her şeyi değiştirmeden ve sıralamadan bir kâğıda yazın. Ardından listeyi “bugün”, “bu hafta” ve “daha sonra” şeklinde üçe ayırın. Böylece her düşünceyi zihninizde taşımak yerine dışarıda görebilir, gerçekten öncelikli olanları daha kolay seçebilirsiniz.

Tatile gittiniz ancak oradaki “dinlenmiş olma hali” sonsuza kadar depolanamıyor! Ayrıca uzun yolculuklar, düzensiz uyku, kalabalık ortamlar ve yoğun gezi programları da bedeni yorabilir. Bu nedenle eve döner dönmez sosyal takvimi doldurmak ya da evdeki bütün işleri tek günde bitirmeye çalışmak yerine dinlenmeye de yer açmak önemli. Bu amaçla ilk günlerde daha erken yatmak, hafif beslenmek, su tüketimine dikkat etmek ve kısa molalar vermek yükselen tempoya uyum sürecini kolaylaştırabilir. Dinlenmek, rutine dönüşü geciktiren değil; daha sağlam hale getiren bir ihtiyaçtır.

Bir de ve belki de en önemlisi kendi üzerinizde kurduğunuz “Eski halime dönmeliyim” baskısını bir kenara bırakmak olabilir. Tatil öncesindeki düzeniniz, bugün ihtiyaç duyduğunuz düzenle tamamen aynı olmak zorunda değil ki! Hatta baktığınızda önceki programınızın gereğinden fazla yoğun olduğunu, bazı alışkanlıklarınızın artık size iyi gelmediğini görebilirsiniz. Dolayısıyla tatil dönüşü, eski rutininizi olduğu gibi kopyalamak yerine onu yeniden değerlendirmek için de iyi bir fırsat olarak kabul edilebilir. Bu fırsatı biçimlendirmek için de kendinize şu soruları sorabilir ve cevabına göre hayatınızın akışını yeniden düzenleyebilirsiniz. “Günümde gerçekten neye yer açmak istiyorum?”, “Hangi alışkanlık bana iyi geliyor?”, “Hangisini yalnızca kendimi mecbur hissettiğim için sürdürüyorum?”

Rutine dönüş bir yarış değildir. Bazı insanlar birkaç günde toparlanırken bazıları için bu süreç daha uzun sürebilir. Önemli olan, kendinizi zorlayarak eski hızınıza ulaşmak değil; bedeninizin ve zihninizin takip edebileceği yeni bir ritim kurmaktır.

Bazen yeniden başlamak için en basit ve küçük adımı atmak yeter. Yatağı zamanında toplamak, kısa bir yürüyüş yapmak ve ertesi günün üç önceliğini belirlemek gibi… Küçük adımlar tekrarlandıkça dağınıklık azalır ve günlük hayat yeniden ritmine kavuşur.