Hyundai’nin tamamen elektrikli IONIQ 3 modelini İzmit’te üretmeye başlaması, Türkiye otomotiv sanayisinde yeni bir dönemin kapısını açtı.
Türkiye’nin otomotiv üretimindeki dönüşümü yeni gelişmelerle beraber hız kazanıyor. Hyundai Motor Türkiye, tamamen elektrikli IONIQ 3 modelinin seri üretimine Kocaeli’nin İzmit ilçesindeki fabrikasında başladı. Böylece IONIQ 3, yabancı sermayeli bir otomotiv üreticisinin Türkiye’de ürettiği tamamen elektrikli ilk binek otomobil oldu.
Elbette Hyundai’nin İzmit yatırımı, Türkiye’de elektrikli mobilite alanında yaşanan daha geniş dönüşümün yalnızca bir parçasını oluşturuyor. Togg’un Gemlik’te T10X ve T10F modelleriyle büyüttüğü elektrikli otomobil üretimi, Ford Otosan’ın Kocaeli tesislerinde elektrikli ticari araçlara yönelmesi ve farklı üreticilerin yeni nesil hibrit ve elektrikli modeller için fabrikalarını yenilemesi, sektörün çok markalı bir yapıya kavuştuğunu gösteriyor. Bu dönüşüme batarya paketleme ve enerji depolama yatırımları, yerli tedarikçilerin güç elektroniği ile yazılım alanındaki çalışmaları ve ülke genelinde genişleyen şarj ağı da eşlik ediyor. Dolayısıyla Türkiye açısından temel mesele tek bir modelin banttan inmesinden çok, otomobilden bataryaya, yazılımdan şarj altyapısına kadar uzanan bütüncül bir elektrikli mobilite ekosistemi kurabilmek. Ancak yüksek katma değerli ve kalıcı bir üretim merkezi olabilmek için batarya hücresi, yarı iletken, araç yazılımı ve kritik bileşenlerde yerlilik oranının artırılması önem taşıyor.
Hyundai’ye dönersek… Şirketin, elektrikli araç üretimine geçebilmek için İzmit fabrikasına yaptığı 250 milyon Euro’luk yatırım, yalnızca yeni bir modelin üretim hattına eklenmesi anlamına gelmiyor. Yaklaşık iki yıldır devam eden dönüşüm kapsamında fabrikanın yüzde 50’den fazlası modernize edilirken elektrikli otomobiller için geliştirilen E-GMP platformu da tesise entegre edildi. Binin üzerinde çalışan ise değişen üretim yapısına uygun yeni görevler üstlendi.
İlk aşamada yıllık 30 bin adet üretilmesi planlanan IONIQ 3’lerin yaklaşık yüzde 80-85’inin, Avrupa başta olmak üzere 40’tan fazla ülkeye ihraç edilmesi hedefleniyor. Bu tablo, Türkiye bu adımla Avrupa’nın elektrikli mobilite dönüşümüne doğrudan araç sağlayan önemli bir üretim merkezi olduğunu da gösteriyor.
Batarya yatırımında önemli ayrıntı
IONIQ 3 yatırımıyla birlikte İzmit fabrikasında 30 bin metrekarelik bir batarya montaj tesisi de devreye alındı. Hyundai Mobis iş birliğiyle kurulan ve 55 milyon Euro değerinde yatırım yapılan tesiste 27 robotik sistem görev yapıyor. Yatırımın ilk aşamada 300’den fazla kişiye ek istihdam sağlaması bekleniyor. Şunu da eklemekte fayda var. İzmit’te henüz batarya hücresi üretilmiyor. Uzun menzilli modellerde kullanılan NMC hücreleri* Macaristan’dan getirilerek tesiste otomasyon sistemiyle batarya paketlerine dönüştürülüyor. Kısa menzilli versiyonlarda kullanılacak LFP bataryalar** ise Çin’den tedarik ediliyor.
Dolayısıyla yatırım, hücre üretiminden çok batarya sistemi montajı, paketleme ve araca entegrasyon aşamalarını Türkiye’ye taşıyor. Yine de bu gelişme; batarya yönetim sistemleri, elektronik parçalar, termal kontrol teknolojileri, yazılım ve yan sanayi açısından son derece önemli bir bilgi birikimi oluşturabilir. Bir sonraki eşik ise hücre üretimi ve batarya hammaddeleri dahil olmak üzere daha yüksek katma değerli süreçlerin yerlileştirilmesi olacak.
Elektrikli otomobil üretimi, geleneksel otomotiv sektöründeki iş tanımlarını da dönüştürüyor haliyle. Batarya güvenliği, yüksek gerilim sistemleri, güç elektroniği, yazılım, robotik üretim ve kalite kontrol gibi alanlarda yetişmiş personele duyulan ihtiyaç artıyor. Hyundai Motor Türkiye’nin İzmit fabrikası ve İstanbul’daki merkezi bünyesinde yaklaşık 2 bin 400 kişi çalışıyor. Yeni yatırımların tedarikçi firmalarda yeni uzmanlık alanları oluşturması da bekleniyor. Üniversiteler, meslek liseleri ve otomotiv yan sanayisi arasındaki iş birlikleri bu süreçte daha önemli hâle gelecek.
Avrupa pazarında Türkiye’nin eli güçleniyor
Avrupa Birliği’nin karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik düzenlemeleri, otomotiv üreticilerini elektrikli modellere daha fazla yatırım yapmaya zorluyor. Avrupa pazarına yakınlığı, güçlü tedarik zinciri, üretim tecrübesi ve gelişmiş lojistik altyapısı Türkiye’ye önemli bir avantaj sağlıyor.
IONIQ 3’ün İzmit’te üretilmesi, Türkiye’nin bu avantajlarını yeni nesil otomotiv teknolojilerine taşıyabildiğini de gösteriyor. Fabrikanın ilerleyen dönemde farklı elektrikli ve hibrit modelleri üretebilecek esnek bir yapıya kavuşturulması da yatırımın tek bir modelle sınırlı kalmayabileceğine işaret ediyor. Üstelik Hyundai, yeni nesil BAYON ve i20 modellerinin üretimine de 2027 yılında başlamayı planlıyor.
Türkiye için asıl hedef daha fazla elektrikli otomobil üretmek değil; bataryadan yazılıma, güç elektroniğinden şarj teknolojilerine kadar uzanan değer zincirinde daha büyük pay almak. Togg’un Gemlik’te T10X’in yanına T10F’i eklemesi, Ford Otosan’ın Kocaeli’de E-Transit ve E-Transit Custom gibi elektrikli ticari araçlar üretmesi, Hyundai’nin İzmit yatırımı ve ülke genelindeki şarj noktası sayısının 45 bini aşması, dönüşümün tek bir marka ya da modelle sınırlı olmadığını gösteriyor. Bundan sonraki eşik; farklı üreticilerin yatırımlarını güçlü bir yerli tedarik ağıyla buluşturmak, batarya hücresi ve kritik elektronik bileşenlerde dışa bağımlılığı azaltmak, nitelikli çalışan yetiştirmek ve ihracatta yüksek katma değer yaratmak olacak. Türkiye bu alanlarda ilerlediğinde Avrupa’ya araç gönderen bir üretim merkezi olmanın ötesine geçerek elektrikli mobilite teknolojileri geliştiren bölgesel bir merkez haline gelecek. İşte IONIQ 3 üretimi bu yolculukta bu nedenle önemli bir eşik. Bu eşiğin kalıcı bir sanayi başarısına dönüşmesi ise teknoloji geliştirme, nitelikli insan kaynağı ve yerli tedarik oranının artırılmasına bağlı olacak.