Korkudan korkmayın!

Korkudan korkmayın!

Kalbiniz küt küt atıyor, nefes alışverişiniz sıklaşıyor, avuçlarınız terliyor. Hepimiz korkunun belirtilerini biliyoruz. Peki ama korkunun geri planında nasıl bir beyinsel reaksiyon yatıyor? Bizi tehlikelerden koruyan bu duygu hangi noktadan sonra tehlikeli hale geliyor? İşte korkunun bilimsel anatomisi… 

Her canlı, varlığını tehdit eden nesne, varlık ve de durumlardan içgüdüsel olarak kaçınır. Kaçınmanın temel sebebi organizmayı korumak ve organizmanın hayatını devam ettirmesini sağlamaktır. Korku bu anlamıyla temelde bir uyarı mekanizmasıdır ve yaşamın sürdürülebilmesi için gereklidir. Ancak normal dozlarda faydalı olan bu duygu kimi durumlarda yaşantımızı zorlaştırabilir. NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin’le korkunun fizyolojik ve psikolojik boyutlarını masaya yatırdık.
NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin
NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin.

İnsan neden korkar? Korktuğumuzda vücudumuzda neler olur?

Korkunun fizyolojik ve psikolojik kökenleri vardır. Korkunun fizyolojik temelini amigdala ile açıklamak doğru olacaktır. Amigdala, beynin medial temporal lobunun derinliklerinde, nöronların oluşturduğu bir beyin bölümüdür. Bu bölümün duygusal hafıza ve duygusal tepkilerin oluşmasında birinci role sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu duygusal tepkilerin başında korkudan söz etmek doğru olur. Kısaca duyguların denetiminden sağladığını düşünebiliriz. Korkunun vücudumuza olan etkisini amigdala üzerinden şöyle izah edebilirim: Yaşanan korku verici olayın hafızada depolanmasını sağlar ve tekrar yaşandığında, hatırlatıcı olur. Sinapslarda kayıtlı olan duygusal hafıza belirli beyin faaliyetleri ile korkma davranışını ortaya çıkarmaktadır. Bu şekilde çarpıntı, hızlı solunum, donakalma gibi tepkiler oluşur.

Korku kaynaklı vücut tepkileri nelerdir?

Korku kaynaklı vücut tepkilerini şöyle sıralamak mümkündür: Yüz kızarması, yüzde kaşınma ve yanma hissi, soğuk terleme, nefes darlığı, titreme, bulanık görme, ağız kuruluğu, bayılma, mide bulantısı, yutkunma güçlüğü ve bilinç kaybı gibi belirtiler gözlenmektedir. 

korku
Korktuğumuzda gözlerimizin daha fazla açılır.

Anksiyetenin korkudan farkı nedir?

Korku ve kaygı birbirine çok karıştırılmaktadır. Bunun ayrımının iyi yapılması gerektiğini düşünüyorum. Kaygı; belirsizdir ve uzun süreçlidir. Korku ise kaynağı belli ve kısa süreçlidir.

Korku ve kaygı bozuklukları kaça ayrılır?

Kaygı bozuklukların türlerini, ayrılma kaygısı bozukluğu, seçici konuşmazlık, özgül fobi, sosyal fobi (toplumsal kaygı bozukluğu), panik bozukluk, agorafobi, yaygın kaygı bozukluğu, başka bir sağlık problemine bağlı kaygı bozukluğu olarak sınıflandırabiliriz. Fobi türleri oldukça fazladır. Kedi fobisi, yükseklik korkusu, kan ve yaralanma fobisi, gök gürültüsü fobisi, uçak korkusu, klostrofobi, agorafobi bunlardan bazılarıdır. Fobiler, korku yaratan obje, aktivite, durum ve kültürel unsurları içlerinde barındırmaktadır.

Fobiler neden oluşur?

Korku yaratan durum, obje veya aktivite ile karşılaşıldığında kaygı belirtileri ortaya çıkmaktadır. Panik bozuklukta görülen birçok belirti fobik durumlarda da gözlenmektedir. Farklı ekollerin fobinin nedenlerini izah etmeye yönelik farklı yaklaşımları vardır. Bir ekol fobinin bilinçaltı çatışmaları olarak tanımlarken diğer bir ekol ise fobiyi şartlı refleks ile açıklamaktadır. 

çocuklarda korku
Fobi, bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesidir.

Nasıl tedavi edilir?

Fobilere yönelik iki tedavisel yaklaşım uygulanmaktadır. İlaç ve psikoterapi birlikte uygulanır. Ancak daha etkili bir fayda sağlamak için iki yaklaşımı da bir arada kullanmak gerekmektedir. Fobilerin tedavisinde en çok kullanılan yöntemlerden biri maruz bırakma yöntemidir. Bireyin, kaygı yaratan obje ya da durumla baş etmeye yönelik tolerans kazanması için üstüne giderek kaygı ile baş etmeyi deneyimlemesi amaçlanmaktadır. O nedenle fobilerde psikoterapinin çok önemli bir yeri vardır.

Korku ne zaman zarar verici bir noktaya ulaşır?

Birçok duyguyu gündelik hayatta her an her şekilde yaşamaktayız. Duygusal tepkilerimizi daha yoğun hissetmemiz ve bu durumun yaşantısal işlevimizi bozması o duygunun zarar verici bir noktaya ulaştığının ispatı olarak kabul edilebilir. O nedenle korkularımız yaşamımızı zorlaştırıyor, yaşamsal birçok alanda işlevimizi düşürmeye başlıyorsa, psikolojik destek almak gereklidir.

Korku kontrol edilebilir bir şey midir?

Korkuları kontrol etmeye yönelik kısaca temel önerilerde bulunmak isterim. Öncelikle korkularınızı tanımlayın ve detaylandırın. Korkularınız için psikolojik destek alın ve psikoterapi teknikleri bağlamında maruz bırakma yöntemleri ile korkularınıza karşı tolerans kazanın. Korkularınızın nereden geldiklerini ve hayatınızdaki bağlantılarını tanımlamaya çalışın. Korkularınızı beslemeyin. Eğer korkularınızı beslerseniz daha da artacağının farkına varın. Dikkatinizi başka yöne verebilir ve nefes egzersizleri ile rahatlamaya çalışabilirsiniz. Yaşamınızda sizi engelleyen davranışlarınızı keşfedin ve bunlara yönelik stratejiler üretin. Sorumluluklarınızı ertelemeyin, kendinizi motive edin. Özetle psikoterapi süreci ve kendinize yönelik farkındalık, korkularınızın üstesinden gelmenizi sağlayacaktır.