Kentsel dönüşüm astım vakalarını nasıl etkiliyor?

Kentsel dönüşüm astım vakalarını nasıl etkiliyor?

Kentsel dönüşüm projeleri, büyük şehirlerde yaşayanları zaman zaman “inşaata boğuyor”! Peki bu durum soluduğumuz havayı nasıl etkiliyor?

Büyük şehirlerde oturanlar, son üç-dört senedir iş makinelerinin gece gündüz susmayan sesleri ve trafikte sürekli tehlike yaratan hafriyat kamyonlarının gölgesinde yaşıyor. Özellikle İstanbul’da yoğun şekilde devam eden kentsel dönüşüm sürecinin, bu tip rahatsızlık veren yan etkileri bir yana, işin maalesef bir de insan sağlığını tehdit eden yüzü var.

İnşaat tozlarını tehlikeli kılan ne?

astım ilacı
Kentsel dönüşümle birlikte astım hastalarının çantalarından ayırmadıkları ilaçların satışlarında patlama yaşanıyor.
Eğer eviniz kentsel dönüşüm sahalarına yakın bir konumdaysa, mobilyaların üzerinde biriken açık renkli incecik tozu siz de fark etmişsinizdir. Ne kadar silerseniz silin evinizin sürekli toz içinde olmasının sebebi, yıkım sahalarından kalkıp havaya karışan ve evinize kadar ulaşan inşaat tozları. Evet evinizin her gün temizlenmesine rağmen sürekli tozlu görünmesi can sıkıcı olsa da ne yazık ki madalyonun diğer yüzü çok daha can sıkıcı. Çünkü bu tozlar sadece evlerimize değil vücutlarımıza da yerleşiyor.
solunum yolu hastalıkları
İnşaat tozları sadece KOAH ve astım gibi ciddi solunum yolu rahatsızlıklarına değil, influenza adı verilen ağır grip virüslerinin de yayılmasına neden oluyor.

Yıkımlar sırasında çimento ve diğer çeşitli yapı kimyasallarının ufalanması, bu kimyasalların içeriğinde bulunan ağır metallerin havaya karışmasına neden oluyor. Özellikle silisyum dioksit (silikat) ve benzeri parçacıklar yönünden zengin olan inşaat tozları, bu mikro kimyasallar sayesinde akciğerlerin en derin noktalarına kadar ilerleyerek astım, KOAH ve pnömokonyoz (akciğerde toz birikmesi) gibi hastalıkların oluşmasına zemin hazırlıyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur’a göre, inşaat tozları sadece içerdiği zehirli kimyasallarla değil, tozların üzerine yapışan çeşitli mantar ve bakteriler yüzünden de bronşit, zatürre ve farenjit gibi vakalarda adeta patlamaya neden oluyor.

Sağlığı tehdit etmemek adına yıkımlar hangi koşullarda yapılmalı?

kamu sağlığının korunması
Kamu sağlığını korumak adına bina yıkımlarının denetlenmesi büyük bir önem arz ediyor.

Akciğer sağlığı alanında ülkemizin önemli sivil toplum kuruluşları arasında bulunan Türk Toraks Derneği’ne göre kamu sağlığını korumak adına, kentsel dönüşüm kapsamında yürütülen bina yıkımlarına mutlaka bazı standartlar getirilmesi gerekiyor. Bilhassa kuru ve sıcak mevsimde yapılan yıkımlarda su kullanılmaması, yıkımdan kalkacak tozu yüzde 300 oranında artırabiliyor.

Bu yüzden ilgili şirketlerin bina yıkım işlemleri sırasında bolca su kullanması, yıkım sahasını amaca özel branda / örtülerle sokaktan mümkün olduğunca yalıtması ve yıkımda görev alan personelin özel maskeler kullanmasını sağlaması gerekiyor. Bu noktada yerel yönetimlerin ve hükümetin de yıkım işini üstlenen firmaların kullandığı yöntem ve ekipmanları denetlemesi ve bunlara özel standartlar getirmesi hayati bir önem taşıyor.

İnşaat tozlarından korunmak için alabileceğimiz bireysel önlemler neler?

doğa
Doğa her zaman, her şeyin en etkili ilacı!

Soluduğumuz hava her geçen gün daha fazla kirleniyor olsa da bazı basit önlemlerle havaya karışan kimyasalların etkisinden bir nebze de olsa korunmak mümkün. Siz de kentsel dönüşümün yoğun olarak devam ettiği bir kentte yaşıyorsanız, akciğer sağlığınızı korumak için şu maddeleri uygulayabilirsiniz:

● Evinizde toz alırken ağır kimyasal deterjanlar yerine su ile temizlik amaçlı beyaz sirke karışımını kullanın.

● Eğer kullanıyorsanız klimanızın filtresini üç ayda bir temizletin veya yeniletin.

● İnşaat tozlarının gözle görülür derecede yoğun olduğu saatlerde koruyucu maskeler kullanarak iri partiküllü kimyasallardan korunun.

● Günde ortalama 3 litre su ve bolca yoğurt tüketerek zehirli kimyasalların vücudunuzdan daha kolay atılmasına katkıda bulunun.

● Evinizi gün ortasında çalışmaların yoğun olduğu saatlerde veya rüzgarlı havalarda havalandırmak yerine, tozların yere indiği gece saatlerini tercih edin.

● Sık sık oksijenin bol olduğu orman ya da deniz kıyısı gibi alanlarda yürüyüş yapın.