Türkiye’nin saadet zinciriyle imtihanı

Türkiye’nin saadet zinciriyle imtihanı

Parayla saadet olur mu olmaz mı bilmiyoruz ama saadet zincirinde para olmadığı kesin. Kastelli’den Jet Fadıl’a, Titan Saadet Zinciri’nden Çiftlikbank’a neler çektik hatırlayalım...

Tam cahillik bitti, teknoloji gelişti, akıllı telefonla saniyesinde her bilgiye ulaşıp her şeyi yapabiliyoruz falan derken öldüğüne inandığımız saadet zinciri akıllı telefonlarda küllerinden doğarak Çiftlikbank aplikasyonuyla hortladı.

Çiftlikbank nedir?

Telefona indirdiğimiz oyun uygulamasından inek, keçi, tavuk falan alıp onları beslemek için yem de alıyoruz. O yemi depomuzda saklıyoruz. Bu oyunun birçok çeşidi var, dünyada çok oynanıyor. Fakat Çiftlikbank'ı oyun olmaktan çıkaran şey "firmanın" hesabına hayvan ve yem için gerçekten para yatırılması. Üstelik ortada ne hayvan, ne yem, ne de çiftlik var… Neden bunu yapıyoruz? Çünkü firma bize yatırdığımız paranın iki katını kazandıracağına inandırıyor. 1 liramız "durduk yerde" iki katına çıkacak. İşte hiç şaşmayan formül bu! Uzaya gitsek bizi bulacak ve yine kandıracak.

80 binden fazla kişinin, yaklaşık 1 milyar lira dolandırıldığı olayda son olarak “Çiftlik Bank’ın beyni” olarak bilinen ve geçtiğimiz ay Bulgaristan’da yakalanan Düzgün Genç’in Türkiye’ye iade edildiği haberini okuduk. Organizasyonun üst düzey yöneticileri olan altı kişi hakkında da kırmızı bülten çıkarıldı. Fakat sistemin kurucusu Mehmet Aydın’ın nerede olduğu hâlâ bilinmiyor.

Mark Zuckerberg ve zinciri

Kısa yoldan zengin olmayı kim istemez? Bu iş zincirle, kartopuyla olmak zorunda mı? Tabii ki hayır! Buna tam da cuk oturan bir örneğimiz var. Veri tabanını hack’lediği için disipline verilince okulu bırakan, Harvard'lı öğrencileri internet üzerinde buluşturmak için site kuran ve bu siteye dünyanın dört bir yanından milyonlarca insanı ekleyen terlikli genci hatırladınız mı? Evet, Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg... Hatta filme de konu oldu hayat hikayesi. Bu hikayede zincir de var, az zamanda çok para kazanmak da… Ama bizim zokayı yerken atladığımız bir husus da var: Zeka. Adam bilgisayar dahisi olmuş, yaratıcı bir fikir bulmuş; inanmış, çalışmış, emek vermiş.

Bir de dolandırıcılar tarihine “tosun” lakabıyla geçen CEO Mehmet Aydın'a bakalım. O da Zuckerberg gibi gençlik yıllarını terlik giyerek geçirmiş ama kafası büyük projelerle meşgulken kıyafet, ayakkabı düşünecek zamanı olmadığı için değil, ayakkabı alacak parası olmadığı için. Sonunda ayağı lüks araçlarla yerden kesilmeden önce rap piyasasına da bulaşmış. Ama parayı vuramamış. Sonrasını biliyoruz, "emeksiz yemek" drama sezon finalini Uruguay'da noktaladı. Vurgunun bilançosunun 500 milyon lira olduğu tahmin ediliyor. Bu paranın büyüklüğünden mağdur sayısının ne denli yüksek olduğunu tahmin etmek de zor değil.

Saadet zincirinin babası Ponzi

Ponzi Düzeni
Ülkemizde Saadet Zinciri olarak anılan sistem, ABD’de geliştiricisinin adıyla, Ponzi Düzeni olarak adlandırılıyor.

Peki nedir bu Türkiye'nin saadet zinciriyle imtihanı? Sistemin mucidi İtalyan Charles Ponzi. ABD'de, 1920'de kurduğu şirketinde müşterilere 90 günde yüzde 100 kazanç vadediyordu. İspanyol pesosunun resmi ve serbest piyasa arasındaki fiyat farkını kullandığını, ucuza aldığı pesoyla Uluslararası Posta Birliği kuponu aldığını, bu kopanları resmi kurdan ABD dolarına çevirdiğini söylüyordu. Böylece 100 dolar yatıran birinin 45 günde parasını 150 dolara çıkarmak için iki kişiden daha 100’er dolar alması, daha sonra ise bu kişilerin parasının ödenmek için 100’er dolar ödeyecek dört kişi daha bulması gerekiyordu. Sistem bu üyeliklerle piramide dönüşüyordu. Ponzi'nin bir yıl içinde ulaştığı servet 15 milyon doları aştı. Sonunda soruşturma masasına yatırılan bu sistemin işleyişindeki sıkıntılar tek tek ortaya çıkarıldı. Yatırımcıların nakit akışı kesildi. Ponzi'nin 7 milyon dolarlık borç ve 4 milyon dolar varlıkla iflas ettiği anlaşıldı. Kupon yalanı ortaya çıktı. Ponzi bir yıl boyunca A kişisinden aldığı parayı B kişisine verip, iki kişiden de komisyon alarak zengin olmuştu. Üç yıl hapis yatan Ponzi, beyninde oluşan bir pıhtı nedeniyle hayatını kaybettiğinde cebinde sadece 75 dolar vardı.

Ponzi Türkiye şubesi Banker Kastelli

Gazete İlanı
Banker Kastelli piramidini genişletmek için gazete ilanları da kullandı.

Banker Kastelli lakabıyla tanıdığımız Abidin Cevher Özden, reklamlarında Cüneyt Arkın, Fikret Hakan, Ekrem Bora, İzzet Günay, Selma Güneri, Eşref Kolçak gibi isimleri oynatıp güven kazanmıştı. Vaadi daha netti: Paranızı bana verin iki katı faiz alın. Tabii ki zincirin halkaları koptu, mağdurlar mahkemenin yolu tuttu. Bu macera Kastelli'yi intihara kadar sürükledi.

Asla pes etmeyen Jet Fadıl

Jet Fadıl
Jet Fadıl olarak tanınan Mehmet Fadıl Akgündüz, inşaattan otomotive birçok sektörde birçok proje üretip dolandırıcılık yaptı.

Saadet zinciriyle bir insan kaç kez vurgun yapabilir? Bu sorunun cevabını henüz bilmiyoruz çünkü Jet Fadıl asla pes etmiyor. Mehmet Fadıl Akgündüz, otomotiv ve inşaat sektöründe yıllarca pek çok proje üretip battı. "Siirt'in ilk yerli otomobili" de bu projelerden biriydi. JetPa'yı kurdu. O da kamuoyunun güvendiği ünlü isimlerle şaşalı törenler düzenledi. Gurbetçilerden kâr payıyla para aldı. Teslim tarihinde elde sadece inşaat halinde bir fabrika vardı. Yurt dışına kaçtı. Döndüğünde tutuklanması beklenirken Siirt'ten milletvekili olmak gibi mucizevi bir olaya daha imza attı. Milletvekilliği düşürüldü. Cezaevine limuzinle gitti. Kefaletle çıktı. Mahkeme kararı kesinleşince tekrar yurt dışına kaçtı. Dava zaman aşımından düştü. Siirtspor Başkanı seçildi. Yine yanında ünlü isimler vardı. Başkanlığı bırakıp cüppe giydi. Maldivler'den ada alıp Caprice Gold adında bir Müslüman adası inşa edeceğini açıkladı. Piyasayı 800 milyon lira dolandırdı. Yine tutuklandı. 2015'te tahliye edildiğinde sorulan sorulara "Doğu hayat bulacak, Türkiye kalkınacak" diyerek yeni projelerinin "müjdesini" verdi. Son olarak, kendisine dava açan bir mağdura karşı dava açarak "pes artık" dedirtti.

Titan saadet zinciri: Hey Hey Hey 

Doğumgünü
Titan Saadet Zinciri’nin kurucusu Şeranoğlu’nun otomobil merakı doğum gününe de yansımıştı.
90'lardan hafızamıza kazınan bir görüntü var. İri cüssesiyle Kenan Şeranoğlu adında bir adam über lüks araçları, mücevherleri ve garip ama pahalı kıyafetleriyle partiler veriyor. 31. yaş günü pastasındaki mumlar üfleniyor, şampanyalar patlatılıyor. Herkes "Hey hey hey" diye bağırarak tempo tutuyor. Çılgınca çok kazanmanın saadetini yaşıyorlar. Titan saadet zinciri... Ortada ne bir yatırım, ne bir ürün ne de proje var. Sisteme dahil olan herkes para yatırıyor. Onlar da yeni üyeler dahil ettikçe komisyon alıyor. Zincire giriş 2 bin 400 Alman markıydı ve "kısa süre" içinde duyan geldi, sayı 35 bin üyeye ulaştı. Sonunda her saadet zincirinin başına gelen Titan'ın da başına geldi. Sistem patladı. Titan'ın başı Kenan Şeranoğlu da hapis tecrübesini tattı. Şimdi güzellik kremi satarak hayatını kazanan Şeranoğlu geçen yıllarda verdiği bir röportajda şöyle demişti: "Birlikte olduğum kadın olmasa evin kirasını dahi ödeyemem. Ayda elime geçen para 1000-1500 lira. O dönem, garajımda birçok lüks otomobil olurdu ancak şimdi cebimdeki İETT kartı ile toplu taşıma araçlarını kullanıyorum."