Gençler iş hayatından ne bekliyor?

Gençler iş hayatından ne bekliyor?

İş hayatı ile ilişkileri Twitter jargonuyla “Hayaller – Hayatlar” ekseninde yürüyen gençler, aslında nerede, ne şartlarda ve ne yapmak istiyorlar?

Endüstri 2.0 ile birlikte iş hayatındaki ezberler öyle bir bozuldu ki 09:00-18:00 arası mesai yapılan, dolgun maaşlı, özel sağlık sigortalı ve sağlam sözleşmeli işler, gençler tarafından “ideal iş” olarak görülmüyor. Peki dünyaya bambaşka bir pencereden bakan Z kuşağının cesur çocukları, iş hayatından ne bekliyor? Nasıl bir ortamda, ne yapmak istiyor?

“Ben buradan emekli olurum” devri bitti

Çok değil, iki jenerasyon öncesine kadar devam eden uzun soluklu çalışan olma, çalıştığı kurumu içselleştirme ve söz konusu kurumda yarattığı konfor alanını terk etmeme eğilimi, Y ve Z kuşağı mensuplarında neredeyse hiç yok. Hatta pek çok genç işlerinden ve kendilerine sağlanan şartlardan memnun olsalar dahi, yeni işlere ve atılımlara her zaman açık oluyorlar. Diğer bir deyişle artık kimse girdiği işe “Ben buradan emekli olurum” gözüyle bakmıyor.

minyatür
Özellikle mobbing ve gaslighting gibi durumlar Z kuşağı gençler için yeni bir iş bulma sebebi sayılıyor.

Öte yandan işinden / iş yerindeki pozisyonundan memnun olanlar kadar, olmayan millennial’ların (milenyum öncesi doğmuş) sayısı da hiç az değil. Küresel çapta 400 bin Y kuşağı çalışanının dahil olduğu “Best Workplaces for Millennials” araştırmasına göre kendilerine verilen unvanlardan ziyade orada ne ürettiklerine ve kendilerine vaat edilen gerçek deneyimlere odaklanan gençler, biraz da bu sebeple ortalama senede bir iş değiştiriyor. Kısacası millennial kuşakta fazlasıyla var olan yeteneklerini daha iyi kullanma ve “hep daha iyiyi arama” refleksi iş hayatında risk almalarının da önünü açıyor.

Y kuşağı anlam, Z kuşağı konfor odaklı

çalışma hayatı
Yapılan işin manevi olarak tatmin etmemesi, Y kuşağı çalışanlar için önemli bir sorun.

Gençlerin iş hayatı ile ilgili talep ettikleri bir diğer şey ise iş ve yaşam dengesinin korunması. İstisnalar olsa da pek çok genç, bitmek bilmeyen mesai saatlerine, hafta sonu çalışmalarına ya da iptal edilen yıllık izinlere karşı oldukça mesafeli bir duruş sergiliyor. Özellikle Z kuşağına mensup gençlerde daha yoğun olan bu talebin Y kuşağı çalışanlardaki yansıması ise “yaptığı işte anlam aramak” oluyor. Türkiye’nin En İyi İşverenleri Benchmark araştırmasını yürüten Great Place to Work Türkiye’nin Genel Müdürü Eyüp Toprak’a göre Z kuşağı diğer kuşaklardan esnek çalışma saatleri, sosyal olanak ve yan haklar konusunda ayrışıyor. Büyüdükleri koşullar gereği standartları önceki kuşaklara göre daha yüksek olan Z kuşağı çalışanların sadece yüzde 68’i, bina ve ofislerinin iyi bir çalışma ortamı yaratmaya katkıda bulunduğunu, esnek çalışma koşulları ve özel sosyal yan haklara sahip olduklarını ifade ediyor.

Hedef: bir hayata birden fazla kariyer sığdırmak

twitter
Y ve Z kuşaklarına mensup gençler artık bir hayat – bir meslek klişesini şiddetle reddediyor.
İş hayatı söz konusu olduğunda önceki kuşaklarla gençler arasındaki en keskin ayrım burada gerçekleşiyor. Çünkü Y ve Z kuşaklarına mensup gençler artık bir hayat – bir meslek klişesini şiddetle reddediyor. Dijital düşünce yapısının da etkisiyle öğrenmenin sürekliliğine inanan gençler, lisans eğitimi aldıkları bölümle ilgili mesleklere yönelmek zorunda hissetmedikleri gibi kariyerlerinin ortasında bir anda başka alanlara sapabiliyor. Elbette bu yönelimin ardında bilişsel esnekliğin yanı sıra ülkedeki mevcut istihdam koşulları da yatabiliyor. Çünkü pek çok genç ne yazık ki akademik eğitim aldıkları branşlarda çalışma imkanı bulamadıkları için kendilerini maddi anlamda daha rahat edecekleri yan dallarda yetiştirme yolunu seçiyor.
twitter
Yeni kuşak işlerini yaparken hem mutlu olmak hem maddi açıdan tatmin olmak hem de takdir edilmek istiyorlar.

Great Place to Work Enstitüsü’nün 2019 yılı araştırmasının bir başka sonucu da bu çoklu kariyer özgürlüğünü destekliyor. Çünkü yeni kuşak işlerini yaparken hem mutlu olmak hem maddi açıdan tatmin olmak hem de takdir edilmek istiyorlar. Zaten son yıllarda yükselen dijital içerik üreticiliği (YouTuber’lık, influencer’lık…) trendi de aslında bu arzunun bir yansıması.