Dostlarımızı ve dünyayı koruyalım!

Dostlarımızı ve dünyayı koruyalım!

Bugün 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü. Dünyamızın geleceği için çevremizde gördüğümüz ya da göremediğimiz tüm canların yaşam hakkına sahip çıkmak, bu konuda duyarlı olmak gerekiyor. 

İngiltere’de 1822 yılında bir araya gelen hayvan severler; hayvanları korumak, daha iyi koşullarda beslenmelerini, insanların hayvanlara iyi davranmalarını sağlamak amacıyla Hayvanları Koruma Birliği’ni kurdu. Yeri gelmişken belirtmekte fayda var ki; Türkiye'deki benzeri oluşum Hayvanları Koruma Derneği ise 1908 yılında faaliyete geçti.

1931 yılında Floransa’da toplanan Hayvanları Koruma Birliği, dünya üzerinde yok olma tehdidi altında bulunan hayvan türlerine dikkat çekmek amacıyla, 4 Ekim’i Dünya Hayvanları Koruma Günü olarak ilan etti. Bu özel günün temel amaçları olarak da dünya üzerinde insanlardan başka canlılar olduğunun idrakine varmak, onların yaşam alanlarına müdahale etmemek, yaşama hakkına saygı duymak olarak belirlendi.

İnsan tüketiyor canlılar tükeniyor

İnsanın doğal kaynaklara yönelik talebi hiç durmaksızın artıyor. Yeryüzünde 8 milyar civarında insan yaşadığı tahmin ediliyor. 2050 yılına gelindiğinde rakamın 10 milyara yaklaşacağı öngörülüyor. İnsanların sayısı artarken beraberinde gelen plansız yapılaşma, doğal alanların tahribatı, yasa dışı avcılık ve ticaret gibi unsurlar yaban hayatın dengesini bozuyor, yaban hayvanlarının hayatını zorlaştırıyor. Tam da bu nedenle dünya üzerindeki bitki ve hayvan çeşitliliği tehdit altında. Halbuki hayat için gerekli olan hemen hemen her şeyin karşılanmasında, böcekten file, çiçekten ağaca kadar doğanın tamamına muhtacız. Özetle dünya gezegeni üzerindeki yaşamın devir daim etmesi, bitkilerin ve hayvanların olağanüstü çeşitliliğine, onların yaşadıkları yerlerin korunmasına ve içinde bulundukları doğal ortamlarına müdahale edilmemesine bağlı. Bu nedenle 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü gözümüzün gördüğü hayvanlarla birlikte yeryüzünde var olan tüm hayvanların da yaşam hakkına sahip olduklarını unutmamak açısından önemli. 

Dünyadaki türlerin durumu

Biyolojik Çeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Konulu Hükümetler Arası Bilim-Politika Platformu'nun (IPBES) son raporuna göre yeryüzü üzerindeki hayvan ve bitki türlerinin yüzde 25'inin nesli tükenme tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor. Dünya Doğayı Koruma Vakfı (World Wide Fund for Nature ya da kısaca WWF) tarafından, biyolojik çeşitliliği izlemek için Yaşayan Gezegen İndeksi kullanılarak hazırlanan “Yaşayan Gezegen Raporu”nda ise 2 bin 500’den fazla tür incelenmiş. Sonuçta 1970 yılından bu yana biyolojik çeşitliliğin yüzde 28 oranında azaldığı kaydedilmiş.

Yine WWF’in indeks verilerine göre, dünyada bin 600 civarında panda, 3 bin 200 civarında kaplan kaldığı, Afrika’daki fil popülasyonunun ise 470 bin ila 690 bin civarında olduğu; sayılardaki düşüş eğiliminin ise sürdüğü belirtiliyor. Güneybatı Asya’da önceleri birçok bölgeye dağılmış halde yaşayan yüz binler civarındaki orangutanların hem yaşam alanı daralmış hem de popülasyonu düşmüş. Bugün Borneo ve Sumatra civarındaki sınırlı bölgede yaşamaya çalışan orangutanların popülasyonu 50 binin altında. Avrupa, Asya ve Afrika’da yaşam alanı olan gergedanlar ise genellikle koruma altındaki parklarda yaşama devam edebiliyor.

Aynı indekse göre, Türkiye’de de yuvalama kumsalları bulunan deniz kaplumbağalarının popülasyonu yüzde 20 oranında azalmış. Akdeniz fokunun tüm Akdeniz’de sadece 500 adet kaldığı sanılıyor. Türkiye’de deniz kaplumbağası ile beraber yunus, orfoz, boz ayı türlerinin de nesli tehlikede. Tüm bu bahsi geçen ve geçmeyen canlıların nesillerinin devamı insana bağlı. Burada, hepimize büyük sorumluluk düşüyor.

Tür koruma çalışmaları neden zor

Tür koruma çalışmaları zordur çünkü uzun yıllar devam eder, alanda fiilen ve sürekli halde bulunmayı gerektirir, maliyetleri oldukça yüksektir ve çalışmaların sürekliliği için toplumun tüm kesimlerinden destek alması gerekir. Bu sorumluluğu hissedenler sahadaki gönüllü çalışmalara katılabilir ya da konuyla ilgili çalışan sivil toplum kuruluşlarına bağış yaparak destek verebilir. 

Sokakta korunmasız, aç ve susuz yaşam mücadelesi veren dostlar için yapılabilecekler var.
Sokakta korunmasız, aç ve susuz yaşam mücadelesi veren dostlar için yapılabilecekler var.

Sokaktaki dostlarımızı korumak için neler yapabiliriz

Türkiye genelinde her yıl yüzlerce sokak hayvanı o ya da bu nedenle ne yazık ki zarar görüyor. Hele de bu canlar mahallelerden, sokaklardan ormanlara ya da açık arazilere sürülüyorsa, yaz ve kış farklı hava şartlarında, farklı zorluklarla mücadele etmek zorunda oluyor. Yerel yönetimler ise imkanları farklı olabildiğinden, popülasyonu kontrol altına alma, kısırlaştırma ve besleme konusunda yetersiz kalabiliyor.

Oysa sokakta korunmasız, aç ve susuz yaşam mücadelesi veren dostlar için yapılabilecek çok şey var.

Temiz su içmelerini sağlayın: İlk iş bu olmalı! Sokak hayvanları açısından yaz sıcaklarında su bulmak zorken, kış aylarında da bulabildikleri kaynaklar bile donmuş oluyor. Herkes evininin önüne ayırdığı bir kap içine düzenli olarak su bırakırsa sorun büyük oranda çözülür. Kışın da suyun ılık bırakılması, çabucak donmamasını ya da aşırı soğumamasını sağlar.

Kedi ve köpek maması taşıyın: Sokak hayvanlarını en çok zorlayan faktörlerden biri de hiç şüphesiz açlık ve yiyeceğe ulaşma zorluğu. “Hayvanlar doğaları sayesinde kendisini doyurur” doğru bir argüman değildir. Özellikle şehir yaşamında avcılık kabiliyetlerini kaybeden ya da kullanamayan hayvanlar, ancak belli noktalara bırakılan mamalar ya da artan yemekler sayesinde karınlarını doyurabiliyor. Her markette kedi ve köpek maması bulmak mümkün. Özellikle kuru mamalar sokakta dağıtmak için daha uygun. Otomobilde ya da çantada taşınabilir, sokaktaki dostlarla paylaşılabilirler.

Artan yemekler paylaşılabilir: Mama alamazsanız evdeki yemeklerinizden artanları ya da daha sonra yemek istemediklerinizi sokaktaki hayvanlarla paylaşabilirsiniz. Unutulmaması gereken hayvanların metabolizmalarının insanlardan daha farklı olduğu. Onlara verilen yemeklerin yağlı, baharatlı, şekerli olmadığına dikkat etmek gerekiyor. Ekmek, pilav ya da makarna ile karıştırılmış sulu yemekleri, et suyunda ıslatılmış bayat ekmekleri sokaktaki hayvanlarla paylaşmak onların hayatını kurtarabilir.

Sahiplenin: “Satın almayın sahiplenin!” Bu boş bir slogan değil, yaşam felsefesi olmalı. Evcil hayvan satan dükkanlardan kedi, köpek ya da farklı hayvanlar satın almak asla doğru değil; sokakta ve barınaklarda bir sürü yuva bekleyen dost varken hele hiç değil! Sokaktaki ya da barınaktaki bir hayvanı sahiplenmek, ona bir ömür yuva ve sevgi vermek dostlarımız için yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden biri olabilir.

Ancak bir hayvanı sahiplenmek, ona kapınızı açmak geçici olmaması gereken bir durum. Bir ömür onun yuvası olmaya kararlıysanız sahiplenin. Sahiplenmeden önce, ailede kimsenin kedi ya da köpeğe alerjisi olmadığına emin olunmalı. Evdeki çocuğa hediye amacıyla bir dost almamalısınız. Sonrasında bir eve, oradaki insanlara alışmış bir hayvanın başka bir yere gönderilmesi ya da sokağa atılması en naif tabirle çok zorlu bir durum.

Mama bağışında bulunun: Barınaktaki hayvanlara yardım etmek için mama bağışı kabul eden çok fazla dernek bulunuyor. Türkiye Hayvanları Koruma Derneği, Haçiko, Haytap, Yedikule Hayvan Barınağı bunlardan yalnızca birkaçı.

Bunların dışında sokağınızdaki hayvanların kısırlaştırılması için yerel yönetimlerle iş birliği yolları arayabilir, gıda üreten hayvan fabrikaları hakkında bilgi edinebilir, gerçek deriden yapılan ürünlere mesafeli olabilir ve barınaklarda gönüllü olarak çalışabilirsiniz.

Unutmamalıyız ki dünya üzerinde yaşayan her bir canlısıyla güzel ve anlamlı. Hayvanların da dünyada en az bizim kadar var olmaya hakkı olduğunun unutulmaması dileğiyle.

KAYNAKLAR

wwf.org.tr