Svalbard’a vize yok ama şartlar ağır

Svalbard’a vize yok ama şartlar ağır

Sosyal medyada sizin de karşınıza Norveç’e bağlı Svalbard’ın Türklerden vize ya da oturma izni istemediğine dair paylaşımlar çıkmış olabilir. Bu bilgi teknik olarak doğru olsa da işin pratiği o kadar da kolay görünmüyor. Çünkü Svalbard bir “şehir” değil, Norveç’e bağlı bir takımada. 

Günlük hayatın merkezi ise fiilen Longyearbyen. Ve Longyearbyen’e yerleşmek, pasaport kontrolündeki bir onaydan çok daha fazlası demek. Finansal dayanıklılık, iş ve konut erişimi, sağlık altyapısı, güvenlik protokolleri ve iklim psikolojisi gibi aynı anda yönetilmesi gereken birçok değişken söz konusu.

Svalbard neresi, Longyearbyen neyi temsil ediyor?

Svalbard, Arktik bölgede yer alan bir takımadalar grubu. Norveç egemenliğinde ve statüsü 1920 tarihli Svalbard Antlaşması ile uluslararası düzlemde çerçevelenmiş özel bir bölge. Antlaşmanın temel etkilerinden biri, taraf ülke vatandaşlarına takımadalara erişim ve ikamet açısından eşitlikçi bir zemin sunması. Bugün antlaşmanın taraf sayısı 48 olarak anılıyor.

Gündelik dilde “Svalbard’a yerleşmek” dendiğinde ise çoğu kişinin kastettiği yer Longyearbyen. Burası, adanın ana yerleşimi. Eğitim, market, lojistik, iş ve sosyal hayatın kesiştiği nokta.

Vize yok söyleminin en kritik nüansı

Svalbard, Schengen alanının parçası değil. Bu yüzden “Svalbard için vize gerekmiyor” cümlesi kendi başına doğru. Ancak Svalbard’a pratikte Norveç ana karası üzerinden gidildiği için yolculuk çoğu zaman Schengen kurallarına takılıyor. Nordik ülkelerin resmi bilgi platformu, Norveç ana karası üzerinden seyahat ediliyorsa Schengen vizesinin gerektiğini açıkça belirtiyor.

Daha da kritik bir detay var. Svalbard’a gidip döndüğünüzde Schengen’den çıkmış sayılıyorsunuz, geri dönüşte tekrar Schengen’e giriş yapmanız gerekiyor. Bu nedenle tek girişli bir Schengen vizesiyle gidip dönüşte sorun yaşama riski doğabiliyor. Bu uyarı, Svalbard makamlarının vize bilgilendirmesinde de net biçimde yer alıyor.

Svalbard’a gitmek için Türklerin vizeye ihtiyacı yok ama Norveç’ten geçileceği için Schengen de gerekli.
Svalbard’a gitmek için Türklerin vizeye ihtiyacı yok ama Norveç’ten geçileceği için Schengen de gerekli.

Yerleşmenin gerçek eşiği vize değil, kendi kendine yetebilme şartı

Svalbard’ın “göç rejimi” klasik Norveç Göç Yasası mantığıyla işlemiyor. Norveç sosyal güvenlik kurumu NAV’ın sayfası bunu açık bir şekilde belirtmiş. Antlaşmaya taraf ülke vatandaşları ikamet izni olmaksızın Svalbard’da bulunabilir ancak temel iki koşul söz konusu; kalacak yeriniz olmalı ve kendinizi geçindirebilmelisiniz. Aynı sayfa, Svalbard’da sosyal güvenlik yapısının sınırlı olduğuna özellikle işaret ediyor.

Bu, “vizesiz yerleşme” fikrini bir anda başka bir seviyeye taşıyor:

  • İşsiz kalırsanız sizi sistem otomatik olarak korumuyor
  • Konut bulamazsanız alternatif pazar çok dar
  • Sağlık tarafında ileri seviye bakım için ana karaya sevk olağan bir senaryo

Peki Türkiye’de neden şimdi ilgi gördü?

Türkiye’nin Svalbard Antlaşması kapsamındaki konumu, son dönemde daha görünür hale geldi. Türkiye’nin antlaşmaya taraf olmasıyla Türk vatandaşları ve şirketleri açısından bölgede ikamet ve ticari faaliyet imkanlarının çerçevesi daha çok gündeme taşındı. Ancak antlaşmanın bir “hazır yaşam vaat paketi” sunmadığını unutmamak lazım. Hukuki erişim zemini sağlıyor evet ama yaşamın operasyonu ise tamamen yerel gerçekliklerle şekilleniyor.

Svalbard’a yerleşmek isteyenler için güzel manzaralar tek başına yeterli değil.
Svalbard’a yerleşmek isteyenler için güzel manzaralar tek başına yeterli değil.

Günlük hayatın sert gerçekleri

İşin biraz daha derinine inersek gündelik hayattaki kimi örnekler, her şeyin toz pembe olmadığını kanıtlar nitelikte.

Konut konusu oyunun kalbi

Longyearbyen’in belediye yapısı (Lokalstyre), şehrin hâlâ şirket kasabası karakteri taşıdığını söylüyor. Konutların önemli bir bölümü işveren üzerinden sağlanıyor. Devletin sahip olduğu büyük mülk sahipleri çoğunlukla büyük şirketlere kiralıyor, şirketler de çalışanlarına tahsis ediyor. Özel kiralık pazar küçük ve sıkışık. O nedenle iş bulmadan “Gidip orada konut bakarım” yaklaşımı yüksek risk. Üstelik iş teklifiniz yoksa konut erişimi daha da zorlaşıyor.

Vergi düşük ama hayat ucuz olmayabilir

Norveç Vergi İdaresi, Svalbard’daki gelir vergisi oranlarını ayrıca yayımlıyor ve düşük oranlı bir yapı görüyoruz. Bu çoğu kişide “Yaşam da ucuzdur” çağrışımı yaratıyor. Oysa Arktik lojistiği, ithalat bağımlılığı ve sınırlı pazar, fiyatları yukarı taşıyan doğal bir baskı oluşturuyor. Vergi avantajı tek başına bütçe dostu hayat anlamına gelmiyor.

Alkol kartı, internet, kimlik numarası gibi sürpriz operasyonlar

Longyearbyen Lokalstyre’nin yabancılar için bilgilendirmesi, yerleşince yapılacakları çok net anlatıyor. En az altı ay kalacaksanız gelişten sonraki sekiz gün içinde vergi ofisine gidip D numarası başvurusu yapmanız bekleniyor. Sert alkol ve bira satın almak için alkol kartı gerekiyor. Ayrıca internet hizmeti için dahi pasaport, D numarası ve adres gibi bilgiler isteniyor. Bunlar küçük gibi görünse de yerleşmenin “işleyen mekanik” tarafını temsil ediyor. 

Svalbard Türklerden oturma izni istemiyor.
Svalbard Türklerden oturma izni istemiyor.

Sağlık altyapısı ve yerleşme risk yönetimi

Svalbard’da sağlık başlığı, yerleşmenin en kritik risk parametresi. Longyearbyen Hastanesi’ne ilişkin resmi bilgilendirme dokümanları, kapasitenin sınırlı olduğunu ve hastanenin öncelikle acil durumlara göre kurgulandığını söylüyor. Komplike veya yaşamı tehdit eden vakalarda hava ambulansı ile Tromsø’daki üniversite hastanesine sevk standardı vurgulanıyor.

Bu da kronik hastalık yönetimi ve ileri tetkik ihtiyaçlar için ana karaya bağlı olduğu anlamına geliyor. Hava koşullarının, sevk operasyonunun hızını etkilemesi de bir diğer önemli mesela. Bu nedenle sağlık güvencesi konusu yerleşme ön koşulu gibi ele alınmalı desek yeridir.

Doğum için ana karaya gitmek şart

Svalbard’da doğumun yasak olduğu yönündeki iddialar sosyal medyada sıkça abartılsa da durumun temelinde yatan sebep, tamamen kısıtlı imkanlar ve tıbbi kapasite yetersizliği. Newsweek’in de bir haberinde aktardığına göre hamilelerin doğuma kısa bir süre kala ana karaya gönderilmesi aslında bir yasak değil, anne ve bebeğin güvenliğini korumayı amaçlayan yerleşik bir prosedür.

Şehir dışı hareket, kutup ayısı protokolü demek

Longyearbyen Lokalstyre açıkça uyarmış: Yerleşim sınırları dışına çıkacaksanız kutup ayısına karşı koruma taşımanız gerekiyor. Bu kapsamda tüfek ve işaret fişeği tabancası gibi ekipmanlar sayılıyor. Ayrıca tabancanın yeterli görülmediği gibi teknik detaylar da veriliyor.

Governor of Svalbard (Sysselmesteren) da silahlar sayfasında, yerleşim dışı seyahatte kutup ayısı tehdidi nedeniyle uygun “korkutma ve korunma” ekipmanı gerekliliğini vurguluyor ve ateşli silah taşımanın tavsiye edildiğini belirtiyor. Ayrıca Sysselmesteren’in kutup ayısı bilgilendirme dokümanı, şehir içinde ayı görüldüğünde ne yapılacağına kadar çok operasyonel bir kontrol listesi veriyor.

Svalbard’da kutup geceleri harika ama kutup ayısı riski de unutulmamalı.
Svalbard’da kutup geceleri harika ama kutup ayısı riski de unutulmamalı.

İklim psikolojisi ve sosyal hayatın görünmeyen maliyeti

Kutup gecesi, sadece “güneşin doğmaması” değil. Zaman algısı, uyku düzeni, motivasyon ve sosyal enerji üzerinde ciddi etkileri olan bir dönem. Longyearbyen’in kutup gecesi deneyimini anlatan bazı uzun okumalarda, karanlık mevsimin şehir yaşamını daha “iç mekana” çektiği, ritmin yavaşladığı ve topluluk dayanışmasının arttığı vurgulanıyor. Svalbard’da kalıcı olmanın şartlarından biri, iklim koşullarını mental modelinize entegre etmektir. “Manzaraya bakarım geçer” yaklaşımı burada sürdürülebilir değil.

Yerleşmek kimler için mantıklı?

Svalbard, “başka bir hayata kaçış” arayan herkes için otomatik doğru adres değil. Daha çok araştırma, akademi, kutup lojistiği, turizm gibi alanlarda net bir iş hattı olanlar; uzaktan çalışma yapıp güçlü bütçe tamponu kurabilenler ve doğa koşullarını romantize etmeden, disiplinle yaşayanlar için uygun denebilir.