Bir kap su çok şey değiştirir

Bir kap su çok şey değiştirir

Sokak hayvanlarıyla ilgili en temel, en sade, en insani çağrıdır: Bir kap su! Bunu bütün bir halkın gündemine oturtan, bilincine yerleştiren, Yaşam Hakkına Saygı Derneği’nin 2006 yılında başlatıp müthiş bir başarıyla yaydığı “bir kap su” kampanyası oldu.  

En kuzey bölgelerimiz bile kurak yaz dönemine girdi. “Islah” olmamış, yani kurutulmamış, betona hapsedilmemiş tek bir dere bırakmadığımız ortamda, şehirlerimizin esas sakinleri olan kedilerin, köpeklerin, kuşların, kirpilerin, farelerin vesairenin susuzluklarını gidermek en başat görevimiz. Hiçbir canlının susuz hayatta kalamayacağını biliyorken ve her gün kapımızın önüne su koymak bize maddî bir külfet getirmiyorken, kim tutar bizi!

Yaşam Hakkına Saygı Derneği çok büyük kampanyalara, bilinçlendirme çalışmalarına imza atmış küçük bir dernek. Küçük dememin sebebi, başardıklarının büyüklüğünün yanında üye sayısı ve destek miktarının çok küçük kalması. Henüz bir platform olarak çalışmalarını yürüttüğü Haziran 2006’da başlattığı “Bir kap su” kampanyası, YHS’nin adını tarihe yazan büyük başarılarından sadece biri.

“Her acıya merhem olmak istedim”

Özgün Öztürk
Özgün Öztürk’ün kurduğu dernek artık 11 yaşında.

Yaşam Hakkına Saygı, o yıllarda sokaklardaki hayvanların yaşam savaşına yakından bakmaya başlayan ve “Yaşasın, köpek gezdireceğim!” mutluluğuyla gittiği barınakta o dev çaresizlikle tanışan İzmirli sosyal medya danışmanı, yazar ve çevirmen Özgün Öztürk tarafından 2005’te kuruldu. Önceleri www.yasamhakkinasaygi.com adresli bir web sitesi ve Yaşam Hakkına Saygı Platformu isimli yasal bir faaliyet ve paylaşım zeminiydi, şimdi 11 yaşında bir dernek.

Yeni Asır için kaleme aldığı bir köşe yazısında şöyle anlatıyor hayatın gerçekleriyle tanışmasını: “2001 senesiydi. (…) O güne kadar sokak hayvanlarına iyi davranırdım. Arada yemek verirdim. Belediye zehirledi mi üzülürdüm ama toplumdaki genel yanılgıya ben de sahiptim: Bir şekilde karınlarını doyuruyorlar. Bilinçaltımıza yerleşmiş bir nevi şehir efsanesi, toplumsal bir yanılgı. Tuttum barınağın yolunu. Gittiğimde yaşadığım şoku unutamam. Göz göze geldiğim yüzlerce can, kafeslerin ardında, çaresiz, mutsuz… Ve bakışlarda hep aynı soru: ‘Neden buradayım? Ben size ne yaptım da beni buraya hapsettiniz?’ Ağlaya ağlaya dolaştım. Her cana dokunmak istedim, her acıya merhem olmak istedim ve o günden sonra iki sene boyunca her pazar barınak gönüllüsü olarak çalıştım.”

YHS nasıl doğdu?

1 Kap Su
Kampanyaya, Kadıköy ve Fatih başta olmak üzere destek veren, billboard’lara afiş hazırlayan belediyeler de oldu.

Ardından, İzmir’de İl Hayvan Koruma Kurulu’na seçiliyor ve bu kez de devletin kesinlikle çözüm odaklı çalışmayan ağır çarklarıyla müşerref oluyor. Kimsenin deva olmaya yönelik çabalamadığını görünce, kendisinin bir şeyler yapması gerektiğine karar veriyor: “Bu arada bilgilendim. Olayın sadece barınaktan ibaret olmadığını fark ettim. Sokaklarda ayrı sorun vardı, şiddet vardı, tecavüz vardı, itlaf vardı. Vardı da vardı. Algıladıkça acıtan, acıttıkça güçlendiren, güçlendirdikçe daha da savaşçı kılan bir farkındalık aşamasıydı. Ve Yaşam Hakkına Saygı doğdu.”

“Yaşam Hakkına Saygı, aslında tek beklediğimiz bu” sloganıyla yolan çıkan küçücük bir ekip, ülkenin sıcaktan kavrulduğu günlerde kafa kafaya verip susuzluktan ölümleri nasıl önleyebiliriz diye çare düşünmeye başlıyor. Çözümü kısa ve net olmakta görüyorlar ve ne kadar haklı olduklarını zaman bize gösteriyor: “O zamanlar sadece üç kişinin yürüttüğü bir web sitesiydik. Sokak sokak tüm Türkiye’ye yetemeyeceğimize göre, çok basit bir ifadeyle herkesin dikkatini çekmeliydik. Ne ise oydu, ‘Bir kap su!’ dedik. Eldeki imkansızlıklarla amatör görseller hazırlayıp insanlardan kapılarının önüne bir kap su koymalarını istedik. Binlerce canlının hayatını kurtaracaklardı.”

“Bir kap su”ya bir kap da mama eklendi

Yaşam Hakkına Saygı Derneği’ne destek olan reklam ajansı Alien Foot tarafından hazırlanan kurgu parti afişi.
Yaşam Hakkına Saygı Derneği’ne destek olan reklam ajansı Alien Foot tarafından hazırlanan kurgu parti afişlerinden.

2009’la birlikte pek çok kurum da bu insani çağrıya sesini katınca hareket iyice büyüdü. Öyle ki, “Biz galiba hayal ettiğimiz yere geldik. Ana haber bültenlerinde ulusal kanallar bu mesajı verdi. Profesör, doktorlar projeleri olarak sundu. Öğrenciler, tiyatrocular, diğer STK’lar ve en değerlisi sokaktaki insanlar… Ve belediyeler” diye memnuniyetini ifade ediyor Özgün Öztürk.

Kampanya halk tarafından görüldü ve “Bir kap su, bir kap mama” olarak arttırıldı! Bireysel olarak tek yapmamız gereken, yaşam hakkına saygı duymayan insanların bizi iyilik yolundan alıkoymasına izin vermemek.

Özgün Öztürk’ün güncel yazılarını Aksi Dergi’den takip edebilirsiniz.