Yaz alerjileri sağlığı etkiliyor

Yaz alerjileri sağlığı etkiliyor

Mevsimsel alerjik rinit, bağışıklık sisteminin polen gibi normalde zararsız maddelere aşırı tepki vermesiyle ortaya çıkıyor.

Yaz ayları deniz, güneş ve açık hava ile özdeşleşse de alerjisi olanlar için burun akıntısından gözlerde kaşıntıya, cilt döküntülerinden nefes darlığına kadar uzanan şikâyetlerin arttığı bir dönem olabiliyor. Üstelik sorun yalnızca polenlerden de kaynaklanmıyor. Bakımsız klimalar, ani sıcaklık değişimleri, güneş ışınları, havuz kimyasalları ve deniz canlıları da alerjik ya da alerjiye benzeyen reaksiyonlara yol açabiliyor. Ancak her hapşırık alerji, her kızarıklık da “güneş alerjisi” değil. Belirtilerin kaynağını doğru ayırt etmek, gereksiz ilaç kullanımını önlediği gibi doğru tedaviye ulaşmayı da kolaylaştırıyor.

Yazın alerji neden artıyor

Mevsimsel alerjik rinit, bağışıklık sisteminin polen gibi normalde zararsız maddelere aşırı tepki vermesiyle ortaya çıkıyor. Burun akıntısı veya tıkanıklığı, peş peşe hapşırma, burun ve boğazda kaşıntı, gözlerde kızarıklık ve sulanma en sık görülen belirtiler arasında bulunuyor. Ağaç polenleri çoğunlukla ilkbaharda öne çıkarken çayır ve ot polenlerinin etkisi yaz aylarında da devam edebiliyor. Yabani ot polenleri ise yaz sonuna doğru şikâyetleri artırabiliyor. Sıcak, kuru ve rüzgârlı günlerde polenler havada daha kolay taşınıyor. Nemli ortamlarda ise küf sporları önemli bir tetikleyici hâline gelebiliyor.

Uzmanlar, polen yoğunluğunun bitki türüne, bölgeye, saate ve hava koşullarına göre değiştiğini belirtiyor. Genel olarak kuru ve rüzgârlı günlerde maruziyet artabiliyor. Bu nedenle günlük ve bölgesel polen tahminlerinin takip edilmesi öneriliyor. Dışarıdan eve gelindiğinde kıyafetlerin değiştirilmesi, duş alınması ve polen mevsiminde çamaşırların dışarıda kurutulmaması en temel önlemler arasında gösteriliyor. 

Sorun, klimanın düzenli temizlenmemesiyle başlıyor. Kirli filtrelerde biriken toz, polen, küf sporları ve diğer parçacıklar yeniden ortama yayılabiliyor.
Sorun, klimanın düzenli temizlenmemesiyle başlıyor. Kirli filtrelerde biriken toz, polen, küf sporları ve diğer parçacıklar yeniden ortama yayılabiliyor.

Klima alerji yapar mı?

Klimanın kendisi bir alerjen değil. Hatta doğru kullanıldığında dışarıdaki polenlerin eve girmesini azaltabilir, havadaki nemi kontrol ederek küf oluşumunu sınırlandırabilir. Amerikan Alerji, Astım ve İmmünoloji Akademisi de polen mevsiminde pencerelerin kapalı tutulmasını ve filtreli klima kullanılmasını öneriyor.

Sorun, klimanın düzenli temizlenmemesiyle başlıyor. Kirli filtrelerde biriken toz, polen, küf sporları ve diğer parçacıklar yeniden ortama yayılabiliyor. Klima ayrıca havayı fazla kurutarak burun ve boğaz mukozasını tahriş edebiliyor. Çok sıcak bir ortamdan aniden aşırı soğutulmuş bir alana girmek de hassas burunlarda tıkanıklık, akıntı ve hapşırmayı tetikleyebiliyor. Bu tablo her zaman gerçek bir alerji olmayabilir; sıcaklık ve nem değişiminin yol açtığı alerjik olmayan rinit de benzer belirtiler oluşturabilir.

Klima kullanırken şu noktalara dikkat edilirse sorun aza inebilir:

Filtreleri üretici önerisine göre düzenli olarak temizletmek veya değiştirmek.

Klimayı doğrudan yüze ve vücuda üfletmemek.

İç ve dış ortam arasında çok büyük sıcaklık farkı oluşturmamak.

Odadaki nemin aşırı yükselmesine veya düşmesine izin vermemek.

Klima çevresinde yoğuşma, nem kokusu ve küf olup olmadığını kontrol etmek.

Evde ve otomobilde mümkünse polen tutucu filtre kullanmak. 

Güneş koruyucunun denize girmeden önce uygulanması, yüzme ve terleme sonrasında ürünün talimatına uygun biçimde yenilenmesi gerekiyor.
Güneş koruyucunun denize girmeden önce uygulanması, yüzme ve terleme sonrasında ürünün talimatına uygun biçimde yenilenmesi gerekiyor.

Güneş alerjisi ve güneş yanığı arasındaki fark

Halk arasında “güneş alerjisi” olarak adlandırılan durumların en yaygınlarından birinin klinik adı: “polimorf ışık erüpsiyonu”. Kişiler güneşe maruz kaldıktan saatler veya günler sonra, özellikle göğüs, kol ve bacaklarda kaşıntılı küçük kabarıklıklar ya da kızarıklıklar ortaya çıkabiliyor. İşte bu reaksiyon güneş yanığından farklı bir durum. Güneş yanığı, ultraviyole ışınlarının ciltte oluşturduğu doğrudan hasar sonucunda gelişiyor. Işığa duyarlı reaksiyonlarda bağışıklık sisteminin etkisi ise çok daha belirgin oluyor. Bazı antibiyotikler, idrar söktürücüler, akne ilaçları, ağrı kesiciler ve bitkisel ürünler de cildin güneşe duyarlılığını artırabiliyor. Bu nedenle yeni başlayan bir döküntüde kullanılan ilaçların doktor veya eczacıyla birlikte değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Reçeteli bir ilacın hekime danışılmadan kesilmemesi ise önem arz ediyor.

Amerikan Dermatoloji Akademisi dermatologları, güneşe duyarlı kişilere gölgede kalmayı, koruyucu giysiler kullanmayı ve en az SPF 30 değerinde, geniş spektrumlu ve suya dayanıklı güneş koruyucu sürmeyi öneriyor. Güneş koruyucunun denize girmeden önce uygulanması, yüzme ve terleme sonrasında ürünün talimatına uygun biçimde yenilenmesi gerekiyor. Hassas ciltlerde parfümlü ürünler yerine daha sade içerikli koruyucular tercih edilebilir.

 “Yüzücü kaşıntısı” olarak bilinen serkaryal dermatit ise daha çok bazı göl ve tatlı sularda bulunan parazitlere karşı gelişen bir cilt reaksiyon.
“Yüzücü kaşıntısı” olarak bilinen serkaryal dermatit ise daha çok bazı göl ve tatlı sularda bulunan parazitlere karşı gelişen bir cilt reaksiyon.

Deniz ile alerji arasındaki ilişki

Deniz suyundaki tuza karşı gerçek alerji son derece sıra dışıdır. Denizden çıktıktan sonra görülen kaşıntı ve kızarıklığın arkasında çoğunlukla başka nedenler bulunur. Bunlar şöyle sıralanabilir:

Tuzun egzamalı veya tahriş olmuş cildi yakması ve kurutması,

Denizanası ya da başka deniz canlılarıyla temas,

Sudaki mikroorganizmalar,

Islak mayo, ter ve sürtünmeye bağlı tahriş,

Güneş kremi veya kozmetik ürünlere karşı kontakt dermatit,

Güneş ışığıyla birleşen reaksiyonlar.

“Yüzücü kaşıntısı” olarak bilinen serkaryal dermatit ise daha çok bazı göl ve tatlı sularda bulunan parazitlere karşı gelişen bir cilt reaksiyonudur; klasik bir deniz suyu alerjisi değildir. Mayo Clinic, bilinen riskli veya uyarı levhası bulunan sulardan kaçınılmasını, yüzme sonrasında temiz suyla durulanmayı ve cildin havluyla kurulanmasını öneriyor.

Deniz veya havuz sonrasında cildi temiz suyla durulamak, ıslak mayoyu değiştirmek ve parfümsüz bir nemlendirici kullanmak cilt bariyerinin korunmasına yardımcı olabilir. Tekrarlayan döküntülerde kullanılan güneş kremi ve diğer ürünler de olası temas alerjisi açısından değerlendirilmeli.

Araç kullananların, kronik hastalığı bulunanların, hamilelerin, emzirenlerin ve çocukların ilaç seçimini mutlaka hekim ya da eczacıyla değerlendirmesi gerekir.
Araç kullananların, kronik hastalığı bulunanların, hamilelerin, emzirenlerin ve çocukların ilaç seçimini mutlaka hekim ya da eczacıyla değerlendirmesi gerekir.

Alerji belirtilerini azaltmak için bunlara dikkat

Birçok kaynaktan gelen uzmanların önerileri birkaç temel başlıkta birleşiyor. Bunlar şöyle sıralanabilir:

Polen yükü eve taşınmamalı: Polen yoğunluğunu takip ederek açık hava planını buna göre yapmak, kuru ve rüzgârlı günlerde uzun süre dışarıda kalmamak yararlı olabilir. Dışarıda şapka ve güneş gözlüğü kullanmak; eve dönünce kıyafetleri değiştirmek, yüzü ve saçları yıkamak polen temasını azaltır. Polen döneminde pencereleri uzun süre açık tutmamak ve çamaşırları dışarıda kurutmamak da temel öneriler arasında.

Burun tahrişten korunmalı: Uygun şekilde hazırlanan steril serum fizyolojik veya tuzlu su ürünleri burundaki polen ve salgıların uzaklaştırılmasına yardımcı olabiliyor. Burun yıkama yapılacaksa musluk suyu doğrudan kullanılmamalı; ürünün kullanım ve hijyen talimatlarına uyulmalı.

İlaçlar kişiye göre planlanmalı: Antihistaminikler, alerjiye bağlı kaşıntı, hapşırma ve akıntının azaltılmasında kullanılabilir. Ancak bazı eski kuşak antihistaminikler uyku hali ve dikkat azalmasına yol açabiliyor. Araç kullananların, kronik hastalığı bulunanların, hamilelerin, emzirenlerin ve çocukların ilaç seçimini mutlaka ve mutlaka hekim ya da eczacıyla değerlendirmesi gerekiyor.

Orta ve şiddetli alerjik rinit halinde burun içine uygulanan kortikosteroid spreyleri en etkili ilaç grubu olarak tanımlanıyor. Fakat bu ürünlerin doğru teknikle ve düzenli kullanılması gerekiyor. Burun açıcı spreylerin kontrolsüz ve uzun süre kullanılması ise geri tepme tıkanıklığına neden olabiliyor.

Belirtileri her yıl aynı dönemde başlayan kişilerde tedavinin polen mevsiminden önce başlatılması önerilebiliyor. Şikâyetleri uzun süren veya ilaçlarla yeterince kontrol edilemeyen kişilerde alerji testi ve uygun hastalarda alerjen immünoterapisi, yani alerji aşısı gündeme getirilebiliyor.

Tekrarlayan ya da şiddetlenen belirtilerde ise “nasıl olsa mevsimsel” diyerek beklemek yerine uzman değerlendirmesine başvurmak en güvenli yaklaşım olacaktır.
Tekrarlayan ya da şiddetlenen belirtilerde ise “nasıl olsa mevsimsel” diyerek beklemek yerine uzman değerlendirmesine başvurmak en güvenli yaklaşım olacaktır.

Ne zaman doktora başvurulmalı

Belirtiler uyku düzenini, günlük yaşamı veya iş performansını etkiliyorsa; reçetesiz kullanılan ürünlere rağmen genel durumda düzelme olmuyorsa ya da astım şikâyetleri artıyorsa alerji ve immünoloji, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz veya dermatoloji uzmanına başvurulmalı. İlaveten dudak, dil veya boğazda ani şişme; nefes almada ya da yutkunmada güçlük; yaygın kurdeşenle birlikte baş dönmesi, bayılacak gibi olma veya bilinç değişikliği ise ciddi alerjik reaksiyonun işareti olabilir ve hemen yardım gerektirir.

Yaz alerjileri kontrol altına alınmak istenirken klimayı tamamen kapatmak, güneşten bütünüyle uzak durmak veya denize girmemek kesin çözüm olmuyor. Asıl önemli olan, hangi ortamın hangi belirtiyi tetiklediğini gözlemlemek ve korunma planını buna göre oluşturmak.

Düzenli klima bakımı, polen maruziyetinin azaltılması, güneşten doğru korunma ve yüzme sonrasında cilt bariyerinin desteklenmesi birçok şikâyeti hafifletebilir. Tekrarlayan ya da şiddetlenen belirtilerde ise “nasıl olsa mevsimsel” diyerek beklemek yerine uzman değerlendirmesine başvurmak en güvenli yaklaşım olacaktır.

Önemli not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; tanı veya kişiye özel tedavi önerisi yerine geçmez.