Sermaye piyasalarının sigortaya ihtiyacı var

Sermaye piyasalarının sigortaya ihtiyacı var

Quick Sigorta’nın halka arz sürecini tamamlarken, üzerinde daha çok durulması gerektiğini düşündüğüm konu halka arzın kendisinden biraz daha geniş

Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar
Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar

Türkiye’de sigorta sektörü ile sermaye piyasaları arasındaki ilişki yeterince konuşuluyor mu?

Bir sigorta şirketi neden halka arz olur? İlk akla gelen cevap sermayedir. Doğru ama tek başına yeterli değil. Sigortacılık sermaye yoğun bir iş. Üstlendiğiniz risk büyüdükçe, prim üretiminiz arttıkça, yeni branşlara girdikçe, teknolojiye yatırım yaptıkça ve daha büyük hedefler koydukça sermaye ihtiyacınız da artıyor.

Bu ihtiyaç şirketlerin daha fazla prim üretmesiyle de sınırlı değil. Sigortacının önündeki risk haritası genişliyor, üstlendiği risklerin niteliği değişiyor. İklim değişikliği, doğal afetler, siber riskler, sağlık maliyetleri, teknolojik gelişmeler ve henüz adını koymadığımız riskler önümüzdeki yıllarda şirketlerin bilanço yapılarını ve sermaye ihtiyaçlarını doğrudan etkileyecek. Türkiye sigorta sektörünün dünya sigortacılığından aldığı payı artırmak, penetrasyonu yükseltmek ve koruma açıklarını azaltmak istiyorsak, bunun sermaye tarafını da konuşmak zorundayız.

Halka arz burada önemli seçeneklerden biri. Fakat halka arzın bir şirkete katkısını sağlanan kaynakla sınırlı değerlendirmeyi de eksik buluyorum. Sermayeyi güçlendirmek ve büyümeyi finanse etmek işin önemli bir tarafı. Halka açılmak aynı zamanda kurumsallaşmayı ileri taşıyor; şeffaflığı ve hesap verebilirliği artırıyor, şirketin oluşturduğu değeri daha geniş bir yatırımcı kitlesiyle paylaşmasına imkân veriyor.

Elbette sigortacılık regüle bir sektör, şirketler hem faaliyetleri hem de finansal yapıları açısından düzenli olarak denetleniyor. Halka açık olmanın getirdiği ise bunun üzerine bir de sermaye piyasalarının disiplinini eklemek. Finansal sonuçlarınızı, stratejinizi, risklerinizi ve gelecek planlarınızı yatırımcılarla düzenli olarak paylaşmak durumundasınız. Piyasa sizi izliyor, değerlendiriyor, fiyatlıyor ve gerektiğinde sorguluyor. Bunun yönetim kalitesine, kurumsallaşmaya ve uzun vadeli karar alma kültürüne önemli katkısı var.

Biz Quick Sigorta’nın halka arzında meseleye böyle baktık. Ortak satışı yapmadık. Halka arzın tamamı sermaye artırımı yoluyla gerçekleştirdik. Elde edilen kaynağın ortaklara değil, Quick Sigorta’ya gitmesini tercih ettik. Halka arzı mevcut ortakların şirketten çıkış yaptığı bir işlemden ziyade şirketin sermayesini, büyüme kapasitesini ve gelecek hedeflerini güçlendirecek bir adım olarak kurguladık. Quick Sigorta bugüne kadar çalışanları, acenteleri, iş ortakları ve sigortalılarıyla büyüdü. Halka arzla birlikte yatırımcılarımız da bu yapının bir parçası oldu. Milyonlarca sigortalımızın güvenini taşırken, bundan sonra yatırımcılarımızın güvenini de taşıyoruz. Bunun şirkete yüklediği sorumluluğun farkındayız.

Buraya kadar sermaye piyasalarının sigorta şirketlerine ne kazandırdığı üzerinde durduk. Bence cevabını daha fazla konuşmamız gereken soru ise şu:

Peki sigorta şirketleri sermaye piyasalarına ne kazandırıyor?

Sigorta şirketleri finansal piyasaların en önemli kurumsal yatırımcıları arasında yer alır. Hatta meseleye diğer taraftan baktığımızda, sermaye piyasalarının güçlü bir sigorta ve emeklilik sistemine duyduğu ihtiyacın, sigorta şirketlerinin sermaye piyasalarına duyduğu ihtiyaçtan daha büyük olduğunu düşünüyorum.

Sigorta şirketleri tarafından toplanan primlerden oluşan kaynaklar finansal sistem içerisinde yatırıma dönüşür. Kamu ve özel sektör borçlanma araçlarından hisse senetlerine ve yatırım fonlarına kadar farklı alanlarda değerlendirilir. Hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sisteminin oluşturduğu fonları da bu tabloya eklediğimizde, uzun vadeli ve giderek büyüyen önemli bir kaynak ortaya çıkıyor.

Türkiye’nin önümüzdeki dönemde uzun vadeli kaynaklarını artırması gerekiyor. Üretimin, yatırımların, altyapının, kentsel dönüşümün, yeşil dönüşümün ve teknolojinin finansmanı için güçlü bankalara olduğu kadar güçlü sermaye piyasalarına ve uzun vadeli kurumsal yatırımcılara da ihtiyacımız var. Finansal sistemin ağırlıklı olarak kredi mekanizması üzerinden büyümesi tek başına yeterli değil. Uzun vadeli tasarrufların artması, farklı finansman araçlarının gelişmesi ve kurumsal yatırımcı tabanının genişlemesi gerekiyor. Sigorta ve emeklilik sistemi dünyada bu yapının temel unsurları arasında yer alıyor.

Sigortacılığın ekonomi açısından farklı bir özelliği de burada ortaya çıkıyor. Bir sanayi tesisini, konutu, altyapı yatırımını, ihracatı veya ticari alacağı güvence altına aldığımızda ekonomik faaliyetin devamlılığına katkı sağlıyoruz. Üstlendiğimiz risk sayesinde girişimci yatırım yapabiliyor, banka kredi verebiliyor, ihracatçı malını gönderebiliyor, işletme faaliyetini sürdürebiliyor.

Ardından topladığımız primlerden oluşan fonları finansal piyasalarda değerlendiriyor ve ekonomiye bir kez daha kaynak sağlıyoruz. Bir tarafta riski üstleniyoruz, diğer tarafta uzun vadeli fon oluşturuyoruz.

Sigortacılığın ekonomik etkisini değerlendirirken bu iki fonksiyonu birlikte ele almak gerektiğini düşünüyorum. Sigorta şirketleri ekonominin risk taşıma kapasitesini artırırken finansal sistemin uzun vadeli kaynak üreten kurumsal yatırımcıları arasında da yer alıyor. Bu nedenle sigorta sektörü ile sermaye piyasalarını birbirinden ayrı iki finans alanı olarak görmemek gerekiyor.

“Sermaye piyasaları sigorta şirketlerine sermaye ve büyüme imkânı sağlarken, büyüyen sigorta şirketleri de sermaye piyasalarına uzun vadeli kaynak, kurumsal yatırımcı tabanı ve derinlik kazandırıyor.”

Quick Sigorta’nın halka arzının 12 yıl aradan sonra sigorta sektöründe, 19 yıl aradan sonra hayat dışı sigortacılıkta gerçekleştirilen ilk halka arz olmasını bu açıdan da önemsiyorum. Halka arz yaklaşık 3,7 milyar TL büyüklüğe ulaştı ve 582 bin 468 bireysel yatırımcıya dağıtım gerçekleşti. Ortak satışı yapmadan, kaynağın tamamını şirkete bırakan bir yapı kurduk.

Aradan geçen 12 ve 19 yıl bana biraz uzun geliyor. Türkiye’de güçlü, kârlı, büyüyen ve sermaye piyasalarıyla buluşabilecek başka sigorta şirketleri de var. Önümüzdeki dönemde diğer şirketlerimizin de bu yolu değerlendirmesinin hem sektörümüz hem sermaye piyasalarımız açısından olumlu olacağını düşünüyorum. Daha fazla risk üstlenen, daha fazla yatırım yapan, teknolojisini geliştiren ve bölgesel ölçekte büyümeyi hedefleyen bir sigorta sektörünün sermaye yapısının da aynı ölçüde gelişmesi gerekiyor. Sermaye piyasaları bunun önemli araçlarından biri olabilir. Quick Sigorta’nın halka arzının böyle bir kapıyı yeniden aralamasını isterim. Sigortacılığın finansal piyasalarla ilişkisi güçlendikçe sektörümüzün sermaye yapısı gelişecek, sigorta sektörü büyüdükçe finansal piyasaların kurumsal yatırımcı tabanı ve uzun vadeli kaynakları artacaktır.

“Sigorta sermayeyi, sermaye sigortayı büyütür.”

Birbirini besleyen iki alan var karşımızda. Benim açımdan önümüzdeki dönemin önemli finans gündemlerinden biri de bu ilişkinin nasıl büyütüleceği olacak.