Trabzon’un bazı ilçelerinde konuşulan ve Antik Yunancaya en yakın lehçelerden biri olarak kabul edilen Romeika, nesiller arası aktarımın azalmasıyla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Dilbilimciler bu kadim dilin korunması gerektiğini vurgularken Romeika’nın tarihi ve kültürel değeri her geçen gün daha fazla dikkat çekiyor.
Helenistik döneme dayanan Romeika dili, modern Yunancanın Pontus ağacıyla akraba olmasına rağmen, bazı dilbilimciler tarafından Antik Yunancanın günümüze ulaşan en arkaik formlarından biri olarak kabul ediliyor. Romeika'nın önemi, yalnızca bölgesel bir ağız veya bir azınlık dili olmasından değil, aynı zamanda dilbilim açısından taşıdığı eşsiz değerinden kaynaklanıyor. Dilbilimciler Romeika’nın Modern Yunancadan çok daha fazla Antik Yunancanın izlerini taşıdığını belirtiyor. Özellikle fiil çekimleri, sözdizimi ve bazı kelime yapıları, Helenistik ve Bizans döneminden kalma özellikler barındırıyor. Bu da Romeika’yı, dil evrimini inceleyen bilim insanları için son derece kıymetli bir kaynak haline getiriyor.
Romeika konuşan topluluklar, tarih boyunca Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde dillerini büyük ölçüde koruyarak bugüne kadar getirmeyi başardı. Ancak günümüzde, dili konuşanların giderek azalması nedeniyle Romeika yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Dilin günlük hayatta kullanımının azalması ve yeni nesillerin Romeika konuşmayı öğrenmemesi, bu kültürel mirasın kaybolma riskini artırıyor. UNESCO’nun Tehlike Altındaki Diller Atlası, Romeika’yı "Açıkça tehlikede" (Definitely endangered) kategorisinde sınıflandırıyor.
Dünden bugüne Romeika
Romeika’nın tarihçesini üç ana dönemde inceleyebiliriz:
1. Antik Yunanistan’dan Bizans’a Romeika’nın kökenleri
Romeika’nın kökenleri, MÖ sekizinci yüzyılda Antik Yunan kolonizasyonu dönemine kadar uzanıyor. Miletli Yunan denizcileri, MÖ yedinci ve altıncı yüzyıllarda Karadeniz kıyılarına yayılarak bugünkü Sinope (Sinop), Trapezous (Trabzon) ve Amisos (Samsun) gibi şehirleri kurdular. Bu kolonizasyon sürecinde Yunan dili ve kültürü bölgeye hakim olmuş, yerel halklarla kaynaşarak Pontus Yunancası olarak bilinen dilin temelleri atıldı.
Bu süreçte Romeika, Antik Yunanca’nın bir lehçesi olarak gelişmeye devam etti ve Helenistik Dönem (MÖ 323-30) boyunca bölgedeki en önemli dillerden biri oldu. Roma İmparatorluğu’nun Karadeniz üzerindeki hakimiyeti arttıkça, Yunanca Roma topraklarında resmi dillerden biri olarak kabul edilerek bu dönemde bölgedeki yerel halklar tarafından da benimsendi. Dördüncü yüzyıldan itibaren Bizans İmparatorluğu’nun resmi dili olan Yunanca, Karadeniz’de hakimiyetini sürdürdü. Trabzon merkezli Pontus Krallığı (1204-1461) döneminde Romeika büyük ölçüde korundu ve Trabzon İmparatorluğu döneminde bölgenin yaygın dili olmaya devam etti.

2. Osmanlı Dönemi’nde Romeika (1461-1923)
Fatih Sultan Mehmet’in 1461 yılında Trabzon’u fethetmesiyle birlikte bölge Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı döneminde bölgedeki Ortodoks Hristiyanlar, Rum milleti olarak kabul edilip dini özgürlüklerini korundu ve dillerini kullanmaya devam ettiler. Bu süreçte Romeika, bölgedeki Rum nüfus arasında konuşulmaya devam ederken Osmanlı yönetimiyle birlikte Türkçenin etkisi de artmıştır.
Ancak Romeika’yı özel kılan unsur, yalnızca Hristiyan topluluklar tarafından değil, Müslüman nüfus tarafından da konuşuluyor olması, diyebiliriz. 17’nci yüzyıldan itibaren Karadeniz bölgesinde İslamlaşma süreci hızlansa da dilsel dönüşüm aynı hızda gerçekleşmedi. Özellikle Trabzon, Rize ve Giresun’un doğusundaki köylerde yaşayan Müslüman topluluklar, din değiştirmelerine rağmen Romeika konuşmaya devam ettiler.
Bu dönemde Romeika, Osmanlı devlet yönetimi ve şehir merkezlerinde yerini büyük ölçüde Türkçeye bırakırken kırsal bölgelerde yaşamaya devam etti. Öte yandan Osmanlı arşivlerinde Romeika’nın yazılı kullanımı oldukça sınırlı olduğu için bu dönemde dilin gelişimi hakkında yazılı kaynaklar bulmak oldukça zor.
3. 1923 Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi sonrası Romeika
Osmanlı’nın yıkılışı ve 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi, Romeika’nın tarihindeki en büyük kırılma noktalarından biri olarak kabul görüyor. Mübadele kararı gereği Yunanistan’daki Müslümanlar Türkiye’ye, Türkiye’deki Ortodoks Rumlar ise Yunanistan’a göç ettirildi. Ancak burada dikkat çeken en önemli detaylardan biri, Müslüman Romeika konuşan toplulukların mübadele kapsamına alınmaması.
Mübadeleyle birlikte Türkiye’deki büyük Rum nüfusu Yunanistan’a gönderilirken Müslüman Romeika konuşanlar da Türkiye’de kaldı. Bu durum, Romeika’nın bugüne kadar hayatta kalmasını sağlayan en büyük faktörlerden biri oldu. Yunanistan’a göç eden Rum nüfus, modern Yunanca ile iç içe geçeerken Türkiye’de kalan Müslüman Romeika konuşan topluluklar dillerini izole bir şekilde sürdürebildi. Fakat mübadeleden sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus-devlet inşası sürecinde Türkçe eğitim ve resmi politikalar sebebiyle Romeika’nın kullanım alanları azalmaya başladı. 1950’lerden itibaren şehirleşme ve eğitim politikalarıyla birlikte Romeika giderek günlük kullanımdan çıkmaya başladı ve yalnızca kırsal bölgelerde, daha çok yaşlı nesil tarafından konuşulur hale geldi.

Romeika’nın konuşulduğu başlıca bölgeler hangileri?
Romeika Trabzon’un Tonya, Çaykara, Dernekpazarı, Maçka, Of, Sürmene ve Köprübaşı ilçelerinin bazı köylerinde konuşuluyor. Çaykara ve Dernekpazarı ilçeleri, Romeika’nın en yoğun olarak konuşulduğu yerler arasında yer alıyor. Bu bölgelerde özellikle yaşlı nüfus hâlâ günlük hayatta Romeika’yı kullanıyor. Ancak gençler için aynı şeyi söylemek zor çünkü dili öğrenemedikleri için konuşan sayısı hızla azalıyor.
Günümüzde Romeika'nın kesin olmamakla birlikte yaklaşık 5 bin kişi tarafından konuşulduğu tahmin ediliyor. Romeika konuşan topluluklar özellikle göç, eğitim politikaları ve şehirleşme nedeniyle Türkçeye daha fazla yöneliyor, bu da dilin gelecek nesillere aktarılmasını zorlaşlaştırıyor.

Dilin korunma çabalarına dair…
UNESCO tarafından “açıkça tehlikede” olarak sınıflandırılan Romeika’yı tehdit eden en büyük faktörler şöyle sıralanabilir:
● Genç kuşaklar Romeika öğrenmediği için dil, yalnızca yaşlılar tarafından konuşuluyor.
● Romeika, resmi bir eğitim dili olmadığı için çocuklar dili öğrenmiyor.
● Göç, şehirleşme ve toplumsal baskılar dilin kaybolmasına neden oluyor.
● Romeika’nın dijital dünyada temsiliyeti çok az, bu da dili öğrenmeyi ve yaşatmayı zorlaştırıyor.
Dilin korunmasına dair yazarların da çabaları var elbette. Öne çıkan ilk isim ise Araştırmacı Yazar Vahit Tursun. Vahit Tursun, Romeika’nın kaybolmasını önlemek amacıyla Romeika-Türkçe sözlüğü yayımladı ve dili kayıt altına almak için çalışmalar yaptı. Öte yandan dilbilimciler ve akademisyenler, Romeika’nın kayıt altına alınması ve korunması için çalışmalar yürütüyor.
Fotoğraflar: Murat Bakmaz