İtalya’dan İspanya’ya, Yunanistan’dan Portekiz’e kadar birçok ülke kırsal bölgeleri yeniden canlandırmak için sıra dışı teşvikler sunuyor. İşte ülke ülke sunulan imkanlar…
Avrupa’nın bazı bölgelerinde sokaklar boşalıyor, okullar kapanıyor, evler yıllarca kilitli kalıyor. Bir zamanlar üretimin, tarımın ve yerel yaşamın merkezi olan birçok köy bugün “hayalet” yerleşim yerleri olarak anılıyor. Özellikle genç nüfusun büyük şehirlere göç etmesi, düşük doğum oranları ve yaşlanan toplum yapısı Avrupa’nın bazı kırsal bölgelerinde ciddi bir nüfus erimesine yol açıyor. Bu nedenle kimi ülkeler yatırımcı olma şartı da koşmadan nüfusa katkıda bulunacak “yeni insan” arıyor.
İtalya’dan İspanya’ya, Yunanistan’dan Portekiz’e kadar birçok ülke kırsal bölgeleri yeniden canlandırmak için sıra dışı teşvikler sunuyor. Bazı kasabalar sadece bir Euro’ya ev satarken, bazı bölgeler ise topraklarına taşınanlara maddi destek veriyor. Hatta belirli programlarda uzun süreli oturum, vergi avantajı ve vatandaşlığa uzanan süreçler dahi gündeme geliyor. Çünkü mesele gereği ülkeler ekonomiyi canlandırmanın ötesine geçerek sosyal yaşamın tamamen sönmesini engellemeyi hedefliyor.
Özellikle de uzaktan çalışmanın yaygınlaşmasıyla birlikte birçok Avrupa ülkesi büyük şehirlerin aşırı maliyetinden kaçmak isteyen yeni nesil çalışanları kırsala çekmeye çalışıyor. Bu maksatla fiber internet altyapısı güçlendiriliyor, ortak çalışma alanları kuruluyor ve “şehir dışında yeni yaşam” modeli destekleniyor.
Bu süreç aslında Avrupa’nın daha büyük bir demografik sorununa dayanıyor. Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği’nde doğurganlık oranları uzun süredir nüfusun kendini yenileme seviyesinin altında seyrediyor. Birçok ülkede yaşlı nüfus artarken çalışma çağındaki nüfus sayısı da azalıyor. Bu durum iş gücü piyasasını, emeklilik sistemlerini ve ekonomik sürdürülebilirliği de etkiliyor. İlginç olan ise bu demografik dönüşümün “mekân” anlayışını da değiştirmesi.
Avrupa’da dikkat çeken oturum ve vatandaşlık modelleri
Bir dönem insanlar fırsatlar için metropollere akın ederken, bugün bazı Avrupalılar tam tersine daha yavaş, daha sakin ve daha düşük maliyetli yaşam alanları arıyor. Pandemi sonrası artan uzaktan çalışma yönelimi de bu eğilimi hızlandırdı. Böylece yıllardır terk edilen bazı kasabalar ikinci bir şans yakalamaya başladı. İşte bu canlanmayı ülkelerine taşımak isteyen bazı Avrupa ülkelerinden dikkat çeken oturum ve vatandaşlık modelleri:
Portekiz: Uzun yıllar “Golden Visa” programıyla öne çıkan Portekiz’de, gayrimenkul yatırımı üzerinden oturum veriliyordu ancak sistem son dönemde değiştirildi ve konut yatırımı kısmı daraltıldı. Ancak fon yatırımı, şirket yatırımı ve istihdam yaratma gibi modeller devam ediyor. Portekiz’de dijital göçebeler için de özel oturum seçenekleri bulunuyor.
İspanya: Yatırım yoluyla oturum izni veren ülkelerden İspanya’da belirli tutarda gayrimenkul yatırımı yapan yabancılara oturum hakkı sağlandı. Ayrıca uzaktan çalışanlar için “Dijital Göçebe Vizesi” sistemi de uygulanıyor.
Yunanistan: Avrupa’nın en erişilebilir “golden visa” sistemlerinden biri olarak görülen Yunanistan, belirli tutarda gayrimenkul yatırımı yapan kişilere oturum izni veriliyor. Özellikle Atina ve adalar yoğun ilgi görüyor.
İtalya: Yatırımcı vizesi, startup yatırımları ve yüksek gelirli yabancılar için vergi avantajlı sistemlerle dikkat çekiyor. Güney İtalya’daki bazı kasabalar ise nüfus kaybını önlemek için düşük fiyatlı ev kampanyalarıyla gündeme geliyor.
Malta: Yatırım ve bağış odaklı vatandaşlık/oturum sistemleriyle öne çıktı. Avrupa Birliği içinde en çok tartışılan modellerden biri oldu. Son yıllarda AB denetimleri nedeniyle kurallar daha sıkı hale geldi.
İrlanda: Yüksek nitelikli çalışanlar ve teknoloji girişimcileri için cazip oturum programları sunuyor. Özellikle teknoloji şirketlerinin Avrupa merkezlerinden biri olması nedeniyle dikkat çekiyor.
Estonya: Dijital devlet altyapısıyla birlikte “e-Residency” sistemiyle öne çıkıyor. Bu sistem doğrudan vatandaşlık vermese de şirket kurma ve Avrupa merkezli dijital iş yürütme kolaylığı sağlıyor.
Almanya: Nitelikli iş gücü açığını kapatmak için son yıllarda göç yasalarında esnekleşmeye gitti. Özellikle mühendislik, sağlık ve teknik gibi alanlarda çalışanlar için oturum süreçleri kolaylaştırılıyor.
Fransa: Fransa, startup ve teknoloji girişimcilerine yönelik “French Tech Visa” programıyla dikkat çekiyor. Yüksek nitelikli profesyoneller ve yatırımcılar için uzun süreli oturum seçenekleri bulunuyor.
Finlandiya: Startup odaklı oturum izinleri ve yüksek yaşam kalitesiyle özellikle genç profesyonellerin ilgisini çekiyor. Teknoloji ve oyun sektörüne yönelik teşvikler öne çıkıyor.
Elbette programların tek başına yeterli olmadığı da ortada. Çünkü bir köyün yeniden canlanması için nüfus artışıyla beraber sağlık sistemi, eğitim, ulaşım, dijital altyapı ve sürdürülebilir ekonomi de gerekiyor. Aksi halde “taşınma teşviki” kısa süreli bir hareketlilik yaratıyor ancak kalıcı yaşam kurulamıyor.
Bugün Avrupa’nın hayalet köyleri aslında modern dünyanın önemli bir sorusunu görünür hale getiriyor: İnsanlar artık nerede yaşamak istiyor? Büyük şehirlerin hızında mı, yoksa yavaşlayan ama yeniden nefes almaya çalışan küçük topluluklarda mı?