Araç sahiplerinin kışın en sık yaptığı 10 sigorta hatası

Araç sahiplerinin kışın en sık yaptığı 10 sigorta hatası

Kış ayları, sürüş koşullarının zorlaşmasıyla birlikte araçlar için olduğu kadar sigorta poliçeleri için de risklerin arttığı bir dönem. İşte bu dönem sigortada sık yapılan 10 hata… 

Kış ayları, sürüş güvenliğinin en çok sınandığı dönemlerin başında geliyor. Hava koşullarının ani değişimleri, kar ve buzlanma nedeniyle uzayan fren mesafeleri, görüşü azaltan sis ve yağış, trafik kazalarının hem sayısını hem de hasar şiddetini artırabiliyor. Ancak araç sahipleri bu risklere karşı genellikle kış lastiği, antifriz, akü kontrolü gibi birtakım mekanik hazırlıklara odaklanırken sigorta tarafını ya da kontrolleri çoğu zaman göz ardı edebiliyor. Oysa kış koşulları, mevcut poliçelerin kapsamını, teminat limitlerini ve hasar süreçlerini her zamankinden daha kritik hale getirebiliyor. Eksikleri bulunan ya da güncel olmayan bir sigorta poliçesi, zorlu bir kış gününde yaşanan küçük bir kazayı dahi ciddi bir finansal yüke dönüştürebilir. Kış aylarında yapılan sigorta hatalarının büyük bölümü, “Nasıl olsa poliçem var.” düşüncesinden ve sahip olunan poliçenin detaylarının yeterince bilinmemesinden kaynaklanıyor.

Poliçe kapsamının ihtiyaçlara uygun olup olmadığı kontrol edilmediğinde, hasar anında sürprizlerle karşılaşmak kaçınılmaz.
Poliçe kapsamının ihtiyaçlara uygun olup olmadığı kontrol edilmediğinde, hasar anında sürprizlerle karşılaşmak kaçınılmaz.

Bu hatalara dikkat!

Araç sahiplerinin kış döneminde en sık düştüğü sigorta tuzaklarına bakmak ve bu hataların neden beklenmedik sonuçlar doğurabileceğine odaklanmak önemli. İşte kış aylarında en sık karşılaşılan 10 sigorta hatası ve bu hatalardan neden kaçınılması gerektiği.

1- Poliçe kapsamını yeniden gözden geçirmemek: Birçok sürücü, poliçesini yalnızca yenileme döneminde inceliyor. Oysa kış aylarında cam kırılması, yol yardımı, çekici hizmeti ve mini onarım teminatları çok daha sık devreye girebiliyor. Kapsamın ihtiyaçlara uygun olup olmadığı kontrol edilmediğinde, hasar anında sürprizlerle karşılaşmak kaçınılmaz.

2- Kış lastiği ve sigorta ilişkisini göz ardı etmek: Kış lastiği kullanımı yasal bir zorunluluk olduğu halde, bazı araç sahipleri bu konunun sigorta ile bağlantısını gözden kaçırabilir. Kış lastiği bulunmayan bir araçla yapılan olası bir kazada, sigorta şirketleri kusur oranını artırabilir ya da bazı teminatları sınırlayabilir.

3- Eksik sigorta riskini hafife almak: Artan araç fiyatları ve yedek parça maliyetleri, kasko bedellerini doğrudan etkiliyor. Araç rayiç bedeli güncellenmemişse, hasar durumunda alınacak tazminat gerçek zararı karşılamayabilir. Bu durum özellikle kış aylarında meydana gelen ağır hasarlarda ciddi maddi kayıplara yol açıyor.

Poliçedeki yol yardım hizmetinin kilometre sınırı, çekici sayısı veya kapsamı çoğu zaman araç sahibi tarafından yeterince bilinmiyor.
Poliçedeki yol yardım hizmetinin kilometre sınırı, çekici sayısı veya kapsamı çoğu zaman araç sahibi tarafından yeterince bilinmiyor.

4- Hasarsızlık indirimini “korumalı” sanmak: Pek çok sürücü, küçük bir hasarın hasarsızlık indirimini etkilemeyeceğini zannedebiliyor. Oysa bu durumda etkinin derecesi poliçede yer alan özel şartlara bağlı. Kış aylarında yapılan cam, tampon hasarları veya park sırasında oluşan küçük çaplı hasarlar, bir sonraki yıl prim artışıyla sonuçlanabiliyor.

5- Yol yardım ve çekici limitlerini bilmemek: Kışın yolda kalma riski mevsimin doğası gereği artabiliyor. Ancak poliçedeki yol yardım hizmetinin kilometre sınırı, çekici sayısı veya kapsamı çoğu zaman araç sahibi tarafından yeterince bilinmiyor. Limitler yetersizse, beklenmedik ek masraflar ortaya çıkabiliyor.

6- Cam hasarları için yanlış onarım tercihleri: Buzlanma ve ani ısı değişimleri cam çatlaklarını artırabiliyor. Yetkisiz servislerde yapılan cam değişimleri, poliçenin geçersiz sayılmasına veya sonraki hasarların karşılanmamasına neden olabiliyor.

 Poliçeyi aldıktan sonra danışmanla iletişimi koparmamak gerekiyor ki süreç etkili bir şekilde yönetilebilsin.
Poliçeyi aldıktan sonra danışmanla iletişimi koparmamak gerekiyor ki süreç etkili bir şekilde yönetilebilsin.

7- Zincir, bagaj ve aksesuarların kapsamda olduğunu sanmak: Kış ekipmanları arasında başta gelen zincir, port bagaj, tavan kutusu ve benzerleri her zaman otomatik olarak teminat kapsamında bulunmayabiliyor. Bu ekipmanlar için ek teminat gerekebiliyor. Aksi durumda, hırsızlık ya da hasar hallerinde tazminat alınamıyor.

8- Trafik sigortasının yeterli olduğunu düşünmek: Kış şartlarında kazaların maliyeti artıyor. Trafik sigortası yalnızca karşı tarafın zararını karşılıyor. Aracınızda oluşacak hasarlar için kasko olmadan ciddi finansal risk alınmış olur.

9- Hasar bildirim sürelerini kaçırmak: Kış aylarında küçük kazalar “önemsiz” görülüp geç bildirilebiliyor. Oysa sigorta şirketleri için hasar ihbar süresi kritik bir kriter. Geç yapılan bildirimler, tazminat sürecini olumsuz etkileyebilir.

10- Poliçeyi aldıktan sonra danışmanla iletişimi koparmak: Sigorta, yalnızca satın alma anında değil kullanım süresince aktif bir yönetim gerektiriyor. Kış öncesi ya da kış döneminde sigorta danışmanıyla yapılacak kısa bir poliçe kontrolü, teminat açıklarını kapatacağı gibi gereksiz prim ödemelerinin de önüne geçer.

Sonuç olarak kış mevsiminde (elbette ideali kışa girmeden önce) araç sigortasını kapsamlı olarak gözden geçirmek şart. Teminatları güncellemek ve riskleri yeniden değerlendirmek; sürüş güvenliği kadar finansal güvenliğin de anahtarı.