İstanbul kentsel dönüşümde hangi noktada

İstanbul kentsel dönüşümde hangi noktada

İstanbul’da kentsel dönüşüm, 2026’ya girerken hız kazandı. Resmi verilere göre yüz binlerce konut yenilendi, yüz binlercesi dönüşüm sürecinde. 

İstanbul, yeni bir yıla girerken hem fiziksel hem de zihinsel olarak büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Kent sakinlerinin günlük hayatında sıkça dile getirdiği “her yer şantiye” algısı, yalnızca bireysel bir gözlem değil, resmi verilerle de desteklenen kapsamlı bir kentsel dönüşüm hamlesinin sonucu. Türkiye’nin en kalabalık metropolünde yürütülen bu süreç, bir yandan olası büyük Marmara depremine karşı yapı stokunu güvenli hale getirmeyi amaçlarken diğer yandan kent yaşamı, sosyal yapı ve çevresel sürdürülebilirlik açısından yoğun tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından paylaşılan resmi rakamlara göre İstanbul’da bugüne kadar yaklaşık 925 bin bağımsız bölümün kentsel dönüşümü tamamlandı. İlaveten 260 bini aşkın konut ve iş yerinde ise dönüşüm süreci devam ediyor. Bu veriler, İstanbul’un riskli yapı stokunun önemli bir bölümünün yenilendiğini ortaya koysa da uzmanlara göre 1,5 milyona yakın bağımsız birim deprem açısından riskli halini koruyor. Bu tablo, dönüşümün henüz tamamlanmadığını ve önümüzdeki yıllarda da gündemin üst sıralarında yer alacağını gösteriyor.

 İstanbul’daki toplam riskli konut stoku 1,5 milyon bağımsız bölüm civarında. Bunların önemli bir bölümü öncelikli dönüşüm kapsamında.
İstanbul’daki toplam riskli konut stoku 1,5 milyon bağımsız bölüm civarında. Bunların önemli bir bölümü öncelikli dönüşüm kapsamında.

Öte yandan, dönüşüm yalnızca merkezi idare eliyle yürütülen bir süreç değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri ve özel sektör aktörleri de farklı ölçeklerde projeler yürütüyor. Ancak bu çok aktörlü yapı; yetki paylaşımı, finansman modelleri, hak sahipliği süreçleri ve şeffaflık gibi konularda zaman zaman eleştirilere yol açıyor. Belediye meclislerinde ve kamuoyunda dile getirilen görüşler, kentsel dönüşümün sadece “bina yenileme” meselesi olmadığını; sosyal adalet, kent hakkı ve yaşam kalitesiyle doğrudan ilişkili bir kamu politikası alanı olduğunu ortaya koyuyor.

İstanbul’un bugün geldiği noktada ortaya çıkan temel soru şu: “Bu büyük dönüşüm, kenti gerçekten daha güvenli ve yaşanabilir hale mi getiriyor, yoksa hız ve nicelik baskısı altında yeni riskler mi üretiyor?”

Hedefler ve bugün gelinen nokta

Sorunun cevabını, 2026’ya girerken İstanbul’daki kentsel dönüşümün mevcut durumuna, resmi istatistikler, kamu kurumlarının açıklamaları ve güvenilir haber kaynakları ışığında arıyoruz.

İstanbul’da yüzde yüze yakın dönüşüm hedefi: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve yerel yönetimlerin ortak verilerine göre İstanbul’da 924 bin 943 bağımsız konut biriminin dönüşümünün tamamlandığı, buna ek olarak 263 bin 895 birimde yapım ve proje sürecinin devam ettiği bildiriliyor. Bu rakamlar, İstanbul’un hızla dönüşen yapısal stokuna dair net bir referans sunuyor. Bu veriler aynı zamanda, İstanbul’daki toplam riskli konut stokunun 1,5 milyon bağımsız bölüm civarında olduğu ve bunların önemli bir bölümünün öncelikli dönüşüm kapsamında değerlendirildiğini gösteriyor.

Riskli yapıların tespiti ve önceliklendirme: İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü hızlı tarama çalışmaları riskli yapıların sayısal genişliğine ışık tutuyor. Örneğin yalnızca Küçükçekmece’de bin 556 yapının yüksek ve çok yüksek riskli olarak sınıflandırıldığı tespit edildi. Bu tür veriler, dönüşüm sürecinin “kritik bir güvenlik meselesi” olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

 İstanbul’un dönüşümünde hedef, yalnızca beton yenilemek değil, uzun vadede daha dayanıklı, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir kent yapısı oluşturmak olmalı.
İstanbul’un dönüşümünde hedef, yalnızca beton yenilemek değil, uzun vadede daha dayanıklı, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir kent yapısı oluşturmak olmalı.

Dönüşümün bölgesel görünümü: Bazı ilçelerde dönüşüm projeleri belirgin ilerleme gösteriyor. Örneğin Maltepe’de, Çevre Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen “Yarısı Bizden” kampanyası kapsamındaki deprem dayanıklı konutlara taşınan hak sahipleri var. Bu tür alan bazlı projeler, sürecin sadece yıkım ve inşa hâlinde olmadığını aynı zamanda yerleşim ve yeniden yaşam alanları kurulma çabası olduğunu da açıkça gösteriyor.

Kentsel dönüşümün görünmeyen etkileri: Rakamsal veriler kadar, dönüşümün toplumsal ve çevresel etkileri de yoğun tartışma konusu. Örneğin akademik çalışmalar dönüşüm sahalarında yeşil alan dağılımının eşitsizleştiğini, çevre ısı risklerinin ve yaşam kalitesinin proje sahası dışındaki semtlerde yeterince iyileşmediğini belirtiyor. Bu tür analizler, yalnızca “Kaç bina dönüştürüldü?” sorusuna odaklanmanın ötesine geçen, dönüşümün sürdürülebilir şehircilik açısından ne anlama geldiğini sorgulayan bakış açıları.

İstanbul’da kentsel dönüşüm 2026 yılına girerken büyük ölçekli ve hızlı bir şekilde devam ediyor. Resmi verilere göre yüz binlerce konut dönüştürüldü ya da dönüşüm sürecine alındı. Ancak süreç yönetimi, katılımcı planlama, çevresel sürdürülebilirlik ve şeffaf veri paylaşımı gibi konular halen aktif olarak tartişılıyor.

Bu çerçevede İstanbul gerçekten “büyük bir şantiye alanı” gibi görünse de hedef, yalnızca beton yenilemek değil, uzun vadede daha dayanıklı, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir kent yapısı oluşturmak olmalı.

Dirençli yapılara ulaşmamızın yolu kentsel dönüşümden geçiyor.  Kentsel dönüşümde de bina tamamlama sigortası öne çıkıyor.
Dirençli yapılara ulaşmamızın yolu kentsel dönüşümden geçiyor. Kentsel dönüşümde de bina tamamlama sigortası öne çıkıyor.

Quick Sigorta, 2018 yılından bu yana oluşturduğu alt yapı ve kurduğu modelle, kentsel dönüşüm veya maketten satışlardaki riskleri bina tamamlama sigortasıyla koruma altına almayı amaçlıyor. Bu noktada sadece İstanbul’da 1,5 milyondan fazla konutun dönüşmesi gerekiyor. Kentsel dönüşümün önünü açacak olan bina tamamlama sigortası, özellikle maketten satış sürecinde yaşanan güven sorunlarına çözüm oluyor.

Konunun önemine dair görüşlerini ilgili tüm platformlarda paylaşan Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı ve Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, “Türkiye bir deprem ülkesi. Depremden korunabilmemiz için dirençli yapılara ihtiyacımız var. Dirençli yapılara ulaşmamızın yolu da kentsel dönüşümden geçiyor. Kentsel dönüşümde de bina tamamlama sigortası öne çıkıyor.” diyor.

Quick Bina Tamamlama Sigortası, ödemeleri güvence altına alarak mağduriyetleri önlüyor. Quick Sigorta güvencesiyle sunulan bina tamamlama sigortasına aşağıdaki linkten ulaşılabilir.