1 Haziran Dünya Ebeveynler Günü!

1 Haziran Dünya Ebeveynler Günü!

Bugün 1 Haziran Dünya Ebeveynler Günü. Birleşmiş Milletler örgütünün 2012’den bu yana kutladığı bu özel günde, ebeveyn davranışlarının çocuğun karakterine etkilerini inceliyoruz.  

1 Haziran günü, 2012 yılından bu yana Birleşmiş Milletler (BM) örgütüne üye devletler tarafından “Dünya Ebeveynler Günü” olarak kabul ediliyor. Ebeveyn denince doğal olarak akla önce Anneler Günü ve Babalar Günü ancak Dünya Ebeveynler Günü’nün özelliği, bir kutlama olmasından çok doğru bir şekilde çocuk yetiştirmenin önemine dikkat çekilmesinde.

İster biyolojik ister evlat edinme yoluyla olsun ebeveynler, çocuğun fizyolojik ve biyolojik gelişiminden onun yetişkin olduğu zamana kadar birinci derecede sorumlu. Avrupa ve ABD gibi toplumlarda ebeveyn ile çocukları arasındaki ilişkilerde çocuğun bağımsızlığı daha erken dönemde başlıyor. Türkiye ve Doğu toplumlarında ise neredeyse anne-babalar çocuklarının sorumluluğunu bir ömür taşımakla yükümlü görüyor kendini. Her iki durumda da ebeveynlerin verdiği bu çaba alkışı hak etse de doğru ebeveynlik yapmak çocuk yetiştirilirken önem arz ediyor. Bu konudaki yaklaşımlara geçmeden önce anne ve babanın rol tanımlarına bakalım.

Annelik ve babalık rolleri

Anne: Anne-çocuk ilişkisi, çocukların sağlıklı gelişimi için hayati öneme sahip. Çocuğun sosyal bütünleşme yönünden gelişiminde annenin ailede kritik bir rolü söz konusu. Kadınların çalışma ve üretim hayatında erkeklerle eş olarak yer alması hedefiyle birlikte annelerin çocuk sahibi olduktan sonraki toplumsal pozisyonu daha da önem kazanıyor. Kadınlar ve erkekler arasındaki eşitliği ve aile yaşamında yardımlaşmayı öne çıkaran ailelerde yetişen çocukların daha istikrarlı ve üretken toplumlar oluşturacağına inanılıyor.

Baba: Baba, özellikle geleneksel toplumlarda ahlaki öğretmen, disiplin, dış dünya ve maddiyatı temsil ediyor. Son dönemde çocuğun yetiştirilmesi, psikolojik gelişimi ve ihtiyaçlarını giderilmesi yönünde babanın bu pozisyonunun dengeli olması, bir engel oluşturmaması isteniyor. Yapılan bilimsel araştırmalar da sürece aktif katılan babaların çocuklarının gelişimine olumlu etki ettiklerini gösteriyor.

Öte yandan çocuğun yetiştirilmesi sırasında, anne ve babanın tutumları hem ayrı ayrı hem de birlikte önem kazanıyor.

Çocuk gelişimi üzerine yıllar içinde çeşitli çalışmalar ve kuramlar ortaya kondu. Bunlardan günümüzde ebeveyn davranışları açısından öne çıkan ve kabul görenleri şöyle sıralanabilir:  

Demokratik bir tutum sergileyen ebeveynler çocukların, belirlenen sınırlar içinde hareket ve ifade açısından özgür olmasını sağlar.
Demokratik bir tutum sergileyen ebeveynler çocukların, belirlenen sınırlar içinde hareket ve ifade açısından özgür olmasını sağlar.

Eşitlikçi ve Demokratik Ebeveyn Tutumu

Demokratik tutumun hakim olduğu ailelerde sınırlar doğru çizilir. Dolayısıyla böyle ailelerin ortamları, çocukların tamamen özgür olduğu, sınır tanımadığı bir şekilde algılanmamalı. Bu ailelerde bireylerin davranışları ve görevleri belirgin olur. Belirlenen bu sınırlar çerçevesinde çocuklar özgür davranır. Her aile kendi içerisinde görev ve sorumluluklarını belirler, aile bireylerinin birbirinden farklı yazılı olmayan bu kurallara uymaları gerekir. Demokratik bir tutum sergileyen ebeveynler, çocukların bu sınırlar içinde hareket etmede ve ifade açısından özgür olmasını sağlar. Demokratik aileler, çocuklarının kendilerini geliştirmelerine, özerklik kazanmalarına, girişimci ruhlarına destek verir. Bu sayede çocuklar, korkusuz ve bağımsız hareket eder.

Aşırı Koruyucu ve Müdahaleci Ebeveyn Tutumu

Ebeveyn açısından bir çocuğun bebekliğinden itibaren korunması içgüdüsel bir davranış olarak kabul ediliyor. Bebeklik ve ilk çocukluk döneminde ailelerin koruyucu tutumu, bireyin fiziksel gelişimi için önemli ve etkili. Ancak bu davranışın ilerleyen yaşlarda sürmesi bireyin psikolojik gelişimine, kendine güvenine ve bağımsızlığını kazanmasına sekte vurabilir. Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz psikolog ve akademisyen Doğan Cüceloğlu’na göre müdahaleci bir tutum sergileyen aileyi, bütün aile bireylerinin bir arada hareket etmesine özen göstermesi ile ayırt edebiliriz. Bu aileler, çocukların büyüdüklerini ve bireyselleştiklerini kabul etmekte zorlanır. Bu durumda bireyler kendi kişilik özelliklerini, sosyal çevrelerini geliştiremediği gibi potansiyellerini açığa çıkaracak fırsat da bulamaz. Kontrolcü bir ailede yetişen bireylerde duygu ve düşüncelerini açıklama konusunda zorluklar yaşanabilir.

Aşırı Otoriter ve Baskıcı Ebeveyn Tutumu

Ailelerin baskıcı ve otoriter tutumları, çocukların ilerleyen zamanlarda kural tanımaz, sert tutum ve davranışlarda bulunan, agresif yapıdaki bireyler olmasına neden olur. Yapılan araştırmalarda, otoriter tutum ve davranış etkisinde yetişen bireylerde benlik algısının hayli zayıfladığı ve genellikle akran ilişkilerinde zorlandıkları ortaya çıktı. Otoriter tutum sergileyen ebeveynlerde kurallar keskin ve kesin olduğundan çocuklar her türlü otorite figürünün kurallarını sorgulamadan kabul eder. Bu nahoş gerçeklik, fikir tartışmasına dahi giremeyen, dış dünya ile sağlıklı, tepkisellikten uzak bağlantı kuramayan bir birey yaratır ki baskı altındaki bu bireyin yeteneklerini keşfetmesi de beklenemez. 

Doğru ebeveyn tutumu, çocukların sağlıkları ve iyilikleri için bir yörünge çizerek bilgi ve becerilerini geliştirmelerine, yeteneklerini keşfetmelerine yardımcı olur.
Doğru ebeveyn tutumu, çocukların sağlıkları ve iyilikleri için bir yörünge çizerek bilgi ve becerilerini geliştirmelerine, yeteneklerini keşfetmelerine yardımcı olur.

Ebeveyn tutumları bireylerin becerisini etkiliyor

Aile içerisinde etkili iletişim kanalları oluşturmak, aile bireylerinin ihtiyaçlarının belirlenmesi, bu ihtiyaçlar doğrultusunda yaşam standartlarının düzenlenmesi oldukça önemli. Çocukların davranışlarındaki farklılıklar yaşadıkları ve zaman geçirdikleri ortamla doğrudan ilişkili. Örneğin ebeveynlerin oluşturduğu baskıcı ortamda büyüyen çocukların edilgen olması, onların kişisel becerilerini, kimliklerini, psikolojik durumlarını olumsuz etkiliyor.

Anne ve çocuk arasındaki düzenli iletişim, bireylerin toplumda da iletişim yeteneklerinin gelişmesini sağlıyor. Babanın pozitif ve kaliteli tutumu ile birlikte çocuklara olan ilgisi, çocuklarda ilerleyen yaşlarda liderlik özelliklerinin gelişmesine, uyum yeteneklerinin artmasına ve olumlu cinsel kimlik inşasına destek oluyor.

Çocukluk döneminde sağlıklı eğitim ve psikolojik destek alındığında, çocuğun liderlik potansiyeli artıyor, çocuklukta başlayan uygulama ve eğitimin gelecek yaşamları için bir yatırım olarak değerlendirilebileceği düşünülüyor. Kız çocukların babalarıyla olan ilişkilerinin sağlıklı olması, yetişkinlik döneminde ikili ilişkilerde ve evliliklerinde sağlıklı bir temel oluşturmasının önünü açıyor.

Literatürde anne-baba tutumu, çocukların yetenekleri üzerinde önemli rol oynuyor. Kendini gerçekleştirme, esas olarak yeteneklerin ortaya çıkmasının sonunda ulaşılan bir aşama. Öncelikle kişi belli yetenekleri, becerileri geliştirmeli, belli tutumları ve stratejileri kazanmalı, içsel olarak güdülenmelidir. Sonrasında süreç artık kendini gerçekleştirme ve daha aşkın bir hedefe odaklanmaya doğru gidecektir.

Sonuç itibarıyla doğaya bakıldığında, uçan hayvan türleri arasında bile bazıları daha hızlı uçar, yüzenler arasında bazıları hem denizde hem karada yaşar. Her bir canlının kendine sunulan farklı yetenekleri olduğu gibi bu yetenekler geliştirilebilmektedir de. İnsanoğlu da yaratıcılık da dahil tüm yeteneklerini ortaya çıkarmak amacıyla önce yeteneğini keşfetmek zorundadır. İşte bu noktada doğru ebeveyn tutumu çocukların sağlıklı bireyler olabilmesi açısından çok önemlidir.

Çocukların ilerde kendi kanatlarıyla uçabilen, içsel yeteneklerini keşfetmiş, mutlu ve sağlıklı bireyler olabilmeleri ebeveynleriyle kurdukları sağlıklı ilişkilerle mümkündür. Bu gerçeklik bir çocuk yetiştirmenin aslında bir toplum inşa etmek olduğunu da açık ve seçik gözler önüne seriyor.

KAYNAKLAR

BM Web sayfası

adnancoban

gedik