Araç hasarlarında parça ve işçilik faturası büyüyor. Kasko artık tek tip değil; riskin büyüğünü güvenceye alıp bütçeyi daha akıllı yöneten çözümler öne çıkıyor.
Bugün bir araç sahibinin karşı karşıya olduğu risk, yalnızca kaza yapma ihtimalini değil; aynı zamanda da kaza sonrası oluşan faturanın hızla büyümesine neden olur. Türkiye Sigorta Birliği verilerinden derlenen 2025 istatistiklerine göre trafik ve kasko sigortalarında toplam tazminat ödemesi 239,3 milyar TL’ye ulaştı. Bu tutar, bir önceki yıla göre yüzde 56,4’lük artış anlamına geliyor. Aynı dönemde ödeme yapılan mağdur sayısı 4 milyon 297 bin 994 oldu. Yani artık mesele yalnızca “Kaza olur mu?” sorusu değil; “Olursa maliyeti ne kadar ağır olur?” sorusu.
Bu tabloyu daha somut görmek için hasar dosyasının içine bakmak yeterli olacaktır. 2025 yılına ait eksper verilerine göre trafik sigortasında dosya başına ortalama hasar maliyeti 66,6 bin TL seviyesinde gerçekleşti. Bunun yaklaşık olarak 33 bin TL’si parça, 32,7 bin TL’si ise işçilik giderlerinden oluştu. Başka bir ifadeyle, ortalama bir hasar dosyasındaki toplam maliyet bugün 2026 net asgari ücretinin yaklaşık 2,37 katına denk geliyor. Sadece parça bedeli bile net asgari ücretin yaklaşık 1,18 katı; işçilik ise yaklaşık 1,16 katı seviyesinde. Küçük görünen bir çarpma ya da servislik bir onarım, birçok araç sahibi için artık “rutin masraf” değil, ciddi bir bütçe riski haline gelmiş durumda.
“Bana uygun kasko var mı?”
Üstelik sektör raporları da bu baskının geçici olmadığını gösteriyor. Türkiye Sigorta Birliği, 2024 sektör raporunda kara araçları tarafındaki yüksek hasar/prim oranının nedenleri arasında yüksek yedek parça ve işçilik maliyetlerini, tedarik sürecindeki sıkıntıları, nakliye ücretlerindeki artışı ve hasar şiddetindeki yükselişi açıkça sıralıyor. Birliğin 2023 sektör raporunda ise yedek parça maliyetleri ve araç bedellerindeki artışa paralel biçimde ortalama gerçekleşen tazminat tutarlarında yüzde 134 artış yaşandığı belirtiliyor.
Tam da bu nedenle “Kasko yaptırayım mı yaptırmayayım mı?” sorusunun yerini artık başka bir soru alıyor: “Benim kullanım şeklime ve bütçeme en uygun kasko hangisi?” Çünkü kasko tek tip olmak zorunda değil. Her araç sahibinin riski, kullanım sıklığı, park alışkanlığı, araç yaşı ve hasar karşısında taşıyabileceği mali yük birbirinden farklı. Kimi sürücü için en kritik risk büyük çarpışma hasarıdır, kimi için hırsızlık ya da yangın, kimi içinse karşı tarafa verilebilecek yüksek tutarlı zararlar. Bu yüzden kasko da giderek standart bir paket olmaktan çıkıp ihtiyaca göre şekillenen daha esnek bir güvence mimarisine dönüşüyor.
Akıllı kasko çözümleri yükseliyor
Bu dönüşümle şekillenen pratik örneklerden biri de KASKONOMİQ. Küçük hasarlardan çok büyük riskleri güvence altına alan bir kasko ürünü olarak çarpışma, yanma ve hırsızlık gibi büyük riskleri kapsarken küçük masrafların araç sahibi tarafından karşılanması mantığıyla çalışıyor. Ayrıca araç yaşı sınırı olmadan sunuluyor ayrıca çekici, kurtarıcı ve yılda bir kez yedi gün ücretsiz ikame araç gibi hizmetler içeriyor. Ek teminat olarak İhtiyari Mali Mesuliyet seçeneği de sunuluyor. Bu yaklaşım, “her şeyi kapsayan ama bütçeyi zorlayan tek model” yerine, “esas riski sigortalayan daha ekonomik model” arayan kullanıcı profiline hitap ediyor.
Araç sahiplerinin hepsi aynı sigorta ihtiyacına sahip değil ama hepsi aynı maliyet şokuna maruz kalabiliyor. Ortalama bir hasarın asgari ücretin birkaç katına çıkabildiği bir ortamda, özellikle kaskosuz kalmanın bedeli çok daha görünür kılıyor. Buna rağmen tam kapsamlı klasik kasko ile bütçesi arasında mesafe gören kullanıcı için çözüm, tamamen güvencesiz kalmak değil, riski yeniden tasarlayan ürünlere yönelmek olabilir. KASKONOMİQ’ün önerdiği model tam da burada devreye giriyor: küçük harcamaları cebinde tutup büyük hasarları sigortaya devreden daha seçici bir koruma modeli. Bu da kaskoyu “lüks” değil, maliyet bilinciyle tasarlanmış bir finansal koruma aracı haline getiriyor.
Sonuç olarak artan onarım faturaları karşısında bugün asıl soru kaskonun gerekli olup olmadığı değil; nasıl bir kaskonun doğru olduğudur. Çünkü hasarın maliyeti yükselirken kasko da tek kalıplı bir ürün olmaktan uzaklaşıyor. Yeni dönemde öne çıkan yaklaşım, herkes için aynı poliçeyi satmak değil; sürücünün gerçek riskini ve bütçesini birlikte okuyabilen “akıllı kasko” çözümleri sunmak. KASKONOMİQ de bu yeni dönemin diliyle konuşuyor ve şöyle diyor: “Büyük riski güvenceye al, poliçeni ihtiyaç kadar kur, bütçeni daha verimli yönet.”